Ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi.
Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veye verem ne farkeder demiştim bilmeden farkı istemişim
Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim.
Oysa bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
... demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış insanın insana raptolduğu cevher.
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerede
ey hayat rengini sazendelik sanan yırtlaz kalabalık Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi hepiniz kulak verin!
Güneşin koskoca beldeye suskunluk yaygısını serdiği yazlar yok yok artık altında suskun yolları saklı tutan karla örtülmüş kırların kışı gitti giden yerine gelmedi başka biri orada duyumsatmadı kendini hiçlik bile belli ki son yüzyılımız göğsümüzden varla yok harman eden sesi uçursak diye bize verildi yetti bir yüzyıl böceklerde ve otlarda soluyuş izlerimiz silmek için
ne yesek lokmaya vurulur gibi değil yuduma gelmiyor içtiklerimiz
Sylvia Plath
Peyami Safa
Edip Cansever
Hakan Günday
Sinan Akyüz
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Abdülkadir Geylani
Mümin Sekman
Tiziano Terzani
Hüsnü Arkan