Çünkü her yerde b ir göğün ufak kaldığı vardı
? akşama özgü göğsümü açardım
ey mutluserin penceresi doğanın ?
her yerde köpeksi koklaşmaların sürüp gittiği vardı
uyurken bir kadına doyar gibi kanardı ayaklarım
kanardı ve bir irin seliyle boğulurdum her sabah.
Oysa babam bilirdi yaşadığını aptes alırdı çünkü
anlatacak şeyleri vardı, eğilip kalkmaları
dualar okuması, doğum sancılarıyla bırakıp gitmesi
anamı.
Anam kirliserin penceresinde doğanın
uykusu ayaklanır kanı b irik ir saçlarına
gözlerine uyuşuk bir hınç siner artık
ölü bir erkeği almıştır yatağına
o soğuk ölüyü, o kurutulmuş anıyı
ben öyle bilirim ki yaşamak
berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır
Boşuna mı sokuldu bankalara
petrol borularına kundak
kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi
varsın zindanların uğultusu vursun kulaklarımıza
yaşamak
bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.
Oysa halkın göz çukurları çamurlanmıştır
kanı ılgıt ılgıt akar, kanı kara
yazlık sinemalarda, üniformalar altında
banknotların, kıravatların saltanatıyla
çürütülmektedir halk.
Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yo kettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.
ve sen boynunu öperken beni sarhoş
bir okyanusla titreten hayat
sevgilim olur musun
Yürek elbet acıyor esvap değiştirirken
Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır
İnsanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
Ferit Edgü
Georges Perec
Seda Akgül
Sinan Sülün
Sezgin Kaymaz
Jojo Moyes
Mehmet Deveci
Charlotte Bronte
Ali Şeriati
Pearl S. Buck