Dervişler bir çırpıda havuza girerek kitapları kurtarmaya çalışıyordu ki sesimi olabildiğince yükselterek: ? Olduğunuz yerde durun. Karışmayın. Çekin gidin işinize, dedim. Mevlâna yere diz çökmüş havuzda yüzen yadigârı baştacı kitaplara bakarak ağlıyor bir yandan da dizlerine vuruyordu. Gülümseyerek ona baktım. Havuza girdim. Kitapları tek tek topladım: ? Al istediğin kitap bu kitap değil mi? diye Mevlâna?ya uzattım.
"Hayret. Esrarnâme tozuyla duruyordu. Sanki bir havuz dolusu su içinden değil de,kütüphane rafından alınmıştı. Aşk ilmi medresede öğrenilmez, aşkı kâğıtlar da bildirmez. Muradın aşkı bellemekse,senelerdir okudun da öğrenebildin mi? Kitapları bir daha elinde görmeyeyim."
"Maarifini bile okumana müsaade etmiyorum. Sende o var, bu var; falan dedi var, falan anlattı var, peki sende senden ne var Mevlâna? Ne zamana kadar başkalarının, babanın gölgesinde serinleyeceksin. O gün ben böyle yapmasaydım ve kitaplar için bu kadar sert konuşmasaydım, Mevlâna ne aşkı anlayacaktı, ne de benim ayrılığımdan o muhteşem eserler ve insanlığa sunduğu ?Mesnevi? diye bir kitabı olacaktı."
"Muhammed?den muhabbet oldu hâsıl Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl"
"Halvet, Arapçada yalnız kalıp, tenha bir köşeye çekilmek demektir. Tasavvufta ise, zihinsel yoğunlaşmayı ve bazı özel zikirlerle riyazetleri gerçekleştirmek üzere, şeyhin müridini, karanlık, dış dünyadan soyutlanmış bir yere, belirli bir süre için koymasıdır. Allah ile gizlice konuşmak, kalbi yanlış inançlardan ve kötü huylardan temizlemek, kurtarmak da halvet olarak değerlendirilir, bu anlamda kulun, kendini bütün varlığıyla Allah?a verip, O?ndan gayri her şeyden uzaklaştığını ifade eder."
"Halvet; Hz. Peygamber?in vahiy gelmeden önce Hıra?da uzlete çekilme uygulamasından doğmuştur. Hz. Musa?nın, Tur?daki kırk günlük, Allah u Teâlâ ile olan özel görüşmesinden esinlenerek, halvet genelde kırk güne hasredilmiştir. Bu kırk güne bağlı kalınarak, halvete erbain ve çile de denmiştir. Ancak halvetin ana gayesi; düşünceyi Allah?tan gayri her şeyden uzak tutmaktır."
"İnsanlar bizim dört duvar arasında gizli-saklı ketum konulardan konuştuğumuzu sanıyorlar.Tecessüs etmeye ne kadar istekliler. Oysa halvetimiz, hasbıhâlimiz mânaya erenlere aşiyandır. Dertlere dergâh olan bize agâhtır. Sanıyorlar ki sabahtan akşama kadar miskin miskin oturduk. Sanıyorlar ki halvet dört duvar arasında kaybolmaktır."
"Sıradan yaşamak âşıklara abes gelir. Veliler, aşktan korkan insanlarca ilk bakışta deli olarak algılanır. Veli, deli-çılgın algılanmayı önemsemez. Çer çöpü dert etmez. Oysa öyle derin dertler, karanlık girdaplar aştık ki bilmezler. Halvet Mevlâna?nın rahlesidir. Halvetlerimiz olmasaydı pişmesi ya daha da uzun sürecekti ya mümkün olmayacaktı."
"Güne Kur?an?ı tefsir ile başlayabilirdi. Tasavvufun koridorunda yürüyorduk. Duvardaki taşları Horasan harcı ile kapatarak her halvet bir merhaleye yolculuktu. İlmel Yakin, Aynel Yakin ve Hakkal Yakin?de yoğrularak. Dışarıdan gelen ses sosyal hayat telaşı bu yollarda mâna ikliminden koparacağı için Mevlâna?yı dışa kapattım. İçe inmenin yolu dışa kapalı,dışarıya sağır olmakla mümkündür. Bu da halvet ile olur."
"Güne Kur?an?ı tefsir ile başlayabilirdi. Tasavvufun koridorunda yürüyorduk. Duvardaki taşları Horasan harcı ile kapatarak her halvet bir merhaleye yolculuktu. İlmel Yakin, Aynel Yakin ve Hakkal Yakin?de yoğrularak. Dışarıdan gelen ses sosyal hayat telaşı bu yollarda mâna ikliminden koparacağı için Mevlâna?yı dışa kapattım. İçe inmenin yolu dışa kapalı,dışarıya sağır olmakla mümkündür. Bu da halvet ile olur."
Hannah Arendt
İlhan Berk
George Orwell
Richard Dawkins
Carlos Ruiz Zafon
Beyazıt Akman
Michael Ende
Kemal Sayar
Olivia Cunning
Cemalnur Sargut