"Sıradan yaşamak âşıklara abes gelir. Veliler, aşktan korkan insanlarca ilk bakışta deli olarak algılanır. Veli, deli-çılgın algılanmayı önemsemez. Çer çöpü dert etmez. Oysa öyle derin dertler, karanlık girdaplar aştık ki bilmezler. Halvet Mevlâna?nın rahlesidir. Halvetlerimiz olmasaydı pişmesi ya daha da uzun sürecekti ya mümkün olmayacaktı."
"İnsanlar bizim dört duvar arasında gizli-saklı ketum konulardan konuştuğumuzu sanıyorlar.Tecessüs etmeye ne kadar istekliler. Oysa halvetimiz, hasbıhâlimiz mânaya erenlere aşiyandır. Dertlere dergâh olan bize agâhtır. Sanıyorlar ki sabahtan akşama kadar miskin miskin oturduk. Sanıyorlar ki halvet dört duvar arasında kaybolmaktır."
"Gençliğimde aradığımı yaşlılığımda buldum, neylersin. Ya ben erken geldim ya sen geç kaldın vuslata, neylersin... kader!"
Yazgısı yol üzerine yazılmış Mevlâna?ya ruhum işte ilk kez bu benzerlik ile kaynaştı. Onun ömrü de hicret üzerindeydi. İki yolcu, iki arayan günü gelince birbirini bulacaktı. Buldum. Buldu. Yoldaş olduk böylece. İnsanlar bu nedenle ikimizin ikinci kez buluşmasına ?Marece?l Bahreyn - denizlerin kaynaşması? diyorlar. Taşmadık. Taşırmadık.
"Geceyi severim, o nedenle ömrüm boyunca tek elbisem siyah bir ferace olmuştur. Bir keresinde Mevlâna kendisine gelen bir sandık dolusu kumaşı önüme attı. ? Nedir bunlar? ? Hint kumaşları ? Nereden geldi? ? Sultandan hediye ? ... ? Bir elbise diktirsek sana Şems. Gülerek dedim ki çaputlar çivi olur batar tenime. Bunları fakirlere dağıt. Siyah feracem yeter bana. Bunu yıllardır sırtımda taşıyorum. ? Niçin siyah? ? Geceyi severim. Garipler gecenin eridir. Bu er de bir gece ölecek, dedim. Sustu. Benimle sırdaş olmak isteyenleri sınamadan hasbıhâl etmezdim. Dostlarınızı sınayın. Dost mu post mu belli olur. Ödleklerden dost olmaz."
Önce sevgiyi anlayalım. Her şeyin başı sevgidir diyenlerin kıblesinde neden sevgi yok? Gel sevgiden yola koyulalım. Yolun sonunda ne var görelim Mevlâna?m
Dost?u aramak farz olmuştur âşıklara, Boşanarak yüzüstü sürünen seller gibi O?nun ırmağına. Kaldı ki isteyen bizzat O, bizse gölgeler gibiyiz; Ey bütün konuşmalarımızda hep O konuşmakta. Kâh çağlarız seller gibi Dost?un ırmağında, Kâh bir su gibi hapsoluruz O?nun bardağında. ?Dost, Dost, nerdesin?? diyoruz Dost?la oturmuşuz da, ?Nerdesin?? diyoruz boyuna sarhoşluktan, O?nun yanında.
"Bütün aşklar gerçekte Allah için aşktır. Aşk iyidir; çünkü ilahîdir; ama âşıklar onun hakiki nesnesini tanımayacak olurlarsa o aldatıcı bir perde olarak kalır."
Aşk, muhtaç olmayan Allah?ın bir sıfatıdır, Başka bir şeye duyulan aşk mecazdır. Altın kaplamadır çünkü başkalarının güzelliği; Dışından pırıl pırıl, ama zifirî dumandır onun içi.
Parıltı gidip de açığa çıkınca duman, Buza keser mecazî aşk o zaman. Geri döner o güzellik kaynağına, Benden kalır geride: kokuşmuş, adi ve kaba. Geri döner hani aya ay ışığı, Kalmaz kara duvarda yansıması.
Kristin Hannah
Bilge Karasu
Stephen King
Kemal Sayar
Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
Zülfü Livaneli
Metin Eloğlu
Çetin Altan
Richard Bach
Ahmet Telli