Maziyi anlamak ve duymak için bilinmesi lazım gelen, şimdi elimizden kaçırmış olduğumuz bir nimet, bize yardım elini uzatan bir ilah vardı ki o da günümüzü saran nefis bir sessizlikti.
Maziyi yerinden oynamadığı ve kımıldamadığı için severiz. Zira analar, babalar ölür; sevgililer gider, sevgiler geçer; vücut ihtiyarlar, ruh yıpranır. Fakat yere eğilen, yere düşen adamın hafızasında ve yadındaki mazi cennetine bir şey olmaz. Ölmüş bütün akrabalarımız, sönmüş bütün aşklarımız, geçmiş bütün ihtiraslarımız yerine bize ancak bu mazi cenneti kalır.
Aşk imiş her ne vâr âlemde
İlm bir kil ü kâl imiş ancak
Fuzuli
Sufi mecâz anladı yâre mahabbetim
Âlemde kimse bilmedi gitti hakikatim!
Fuzuli, Mecnun bakışlı, Leylâ edâlı, vefalı, hummalı, kara sevdalı, ihtişamlı bir aşkın şairidir.
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sedâ imiş!..
Her kişi âşık olurdu eğer âsân olsa
Taşlıcalı Yahyâ Bey
Men eyleyemez mes'ele-i aşkı müderris
Bâki
Lisân-ı aşkı bilir tercemân bulunmadı hiç
Neccârzade Şeyh Rızâ
Güyâ ki padişâh olurum mülk-i âleme
Meşgul-i şerh-i aşk u garâm olduğum zamân
Yenişehirli Avni
Mehmet Rauf
Henri Beyle Stendhal
Attila İlhan
Christy Brown
Anton Çehov
Sigmund Freud
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Ümit Yaşar Oğuzcan
Ingeborg Bachmann
Laurell K. Hamilton