Sunu unutma; hayatin yedegi yoktur..
Ve babam ölümü ile ögretti, sıkıstıgımda basımı gögsüne dayayabilecegim bir yedegin olmadıgını..
Bir adamın gözlerinden akan bir damla yas bin acı, bin âh tasır.. Yüregine akıtır erkekler kederli yaslarını..
Ve bu yarım kalmıslık kaderime öyle yansıdı ki her yarım beni buldu, hiçbir yarım tama ermedi..
Herkes gibi biri olmayı degil, hiç kimseye benzememeyi istiyordum.
Özümde olan ama içimde olmayanı kesfetmek.. Adı ask ya da baska bir sey.. Adı neyse o!
Bazı yazılarımı da yeniden okudukça neyi aradıgımı kendime sorup duruyordum..
Bitiverdin yanlıs yerde, yanlıs zamanda. Hep ödünç duygular satın aldın.
Arayan mıydım, aranılan mıydım? Ne ben anladım ne o... Dönüp duruyorum ey aşk. Durup dolaşıyorum. Arıyorum. Arıyorum. İçimdeki uzağı arıyorum ey aşk! Uzaktaki yakını, yakınımdaki aşkı. İçimdeki içimi arıyorum ey aşk. İçimde aradığım yakın sensin. Aradığım sen. Sendeki beni, bendeki seni arıyorum. Ne bende, ne sende, hem sende, hem bende olanı arıyorum; bir teslimiyet, bir huzur, bir kabul ediş, bir kurban oluş, bir yok oluş... Evet arıyorum ey aşk! Aşkta yanış, aşkta dönüş, aşkta duyuş, aşkta hissediş, aşkta sönüş...
Arafat buluşma yeri demekti. Cennetten ayrı ayrı gönderilen Adem ve Havva birbirlerini aylarca aramış, sonuçta Arafat tepesinde buluşmuşlardı. Arafat vuslattı. ''Benim Arafat'ım ne zaman Ya Rabbi!''
Nermi Uygur
Ahmet Telli
Mustafa İslamoğlu
Rainer Maria Rilke
Jean de la Fontaine
Arthur Schopenhauer
George R. R. Martin
William Cuthbert Faulkner
Nilgün Marmara
Walter Benjamin