Keşke herkes kendi içsel deliliğini bilse ve onunla birlikte yaşamayı öğrense. Dünya daha kötü bir yer mi olurdu? Hayır insanlar daha yürekli, daha mutlu olurlardı.
Haklı olan kişi en güçlü olandır. Bu durumda bir paradoks söz konusu, en korkak olanlar aynı zamanda en cesur olanlar, çünkü fikirlerini herkese empoze edebiliyorlar.
Hepimiz kendi dünyamızda yaşıyoruz. Ama yıldızlı bir gecede gökyüzüne bakarsan oradaki binlerce dünyanın birleşerek takım yıldızları, güneş sistemleri, gezegen toplulukları kurduklarını görürsün.
Normallik fikir birliğinden başka bir şey değildir. Yani çoğunluk bir şeyin doğru olduğunu düşünür, dolayısıyla o şey doğru -normal- olur.
Yürü gidiyoruz. Deliler, delice şeyler yaparlar.
Yaşamı boyunca pek çok kez fark etmişti Veronika, tanıdığı bir sürü insan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyorlarmış gibi söz ederlerdi, ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı; çünkü böylece kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı.
Tüm ömrünü bir şeyler bekleyerek geçirmişti zaten, babasının işten eve dönmesini beklemek, sevgiliden gelecek ama hiç gelmeyen mektubu, yıl sonu sınavlarını, treni, otobüsü, telefonu, tatilleri, tatillerin sonunu beklemek, hep beklemek. Şimdi de, kendisiyle önceden randevulaşmış olan ölümü beklemek zorundaydı.
İnsanlar,ancak koşullar buna elverdiğinde delirme lüksüne sahiptirler.
İnsanların mutluluk olasılığı ne kadar yükselirse, mutsuzlukları da o kadar artıyor demek.
Dünyada öğretmenlerden ve matematikçilerden başka kimin gereksinmesi vardı ki cebire mutlu olmak için? İnsanları neden cebir gibi, geometri gibi ve daha bir yığın yararsız bilgi gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı?
Arif Akyol
Herman Melville
Yalçın Tosun
Susanna Tamaro
Patrick Süskind
James Dashner
Bernard Lewis
Simone de Beauvoir
Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
Lale Müldür