Müzik adamın uzak dünyasına, aydan bile ötelerde sakladığı dünyasına bile ulaşabiliyordu; müzik mucizeler yaratabilirdi.
"Deli olmak ne demek,bilmiyorum," diye fısıldadı."Ama deli olmadığımı biliyorum.Başarısız bir intihar girişimi benimkisi,hepsi bu." "Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir.Şizofrenler,psikopatlar,manyaklar.Yani,başkalarından farklı olanlar." "Yani,senin gibiler mi?" Zedka soruyu duymazdan gelerek devam etti: "Öte yandan bir Einstein var,zaman ile uzamın ayrı şeyler değil bir karışım olduğunu söylüyor.Ya da bir Kristof Kolomb,dünyanın öte ucunda bir uçurum değil başka bir kıta olduğunu ileri sürmüş.Ya da,insanoğlunun Everest'in zirvesine ulaşabileceğine inanan bir Edmond Hillary var.Sonra Beatles,bambaşka bir müzik yarattılar,eski çağlardaki insanlar gibi giyindiler.Bütün bu kişiler ve daha binlercesi hep kendi dünyalarında yaşadılar."
Tanrı varsa, -ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum-, insan aklının sınırları olduğunu da bilir. Yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? Mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. Tanrı varsa bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizi burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir. Tabuların, boş inançların canı cehenneme.
Taştan fışkıran bir pınar ol, suyu tutan bir sarnıç olma.
İlk aşklar belki hiç unutulmaz, ama mutlaka sona erer.
Deli intiharı seçer, kahraman bir dava uğruna kendini feda etmeyi.
Aslında herkes deli, en deliler de deli olduklarının farkında olmayanlar.
Kendini vurmak, yüksek bir yapıdan atlamak, kendini asmak, bu seçeneklerden hiçbiri onun kadınsı doğasına uymuyordu. Kadınlar kendilerini öldürdüklerinde çok daha romantik yöntemler seçerler - bileklerini kesmek ya da aşırı dozda uyku ilacı almak gibi.
Bir seferinde bir kadın görmüştüm, yakası iyice açık bir entari giymişti, gözleri donuk bakıyordu, hava eksi beşken Lyubliyana sokaklarında dolaşıyordu. Sarhoş olduğunu sandım, ona yardım etmeye davrandım, ama ona ceketimi verme önerimi reddetti. Belki de onun dünyasında mevsim yazdı, bedeni onu bekleyen kişinin tutkusuyla ısınmıştı. O kişi yalnızca onun deli hayallerinde yaşıyorduysa bile, istediği gibi yaşamaya ve ölmeye hakkı vardı, ne dersin?
"Deli olmak,düşüncelerini iletmekten âciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun." "Hepimiz hissetmişizdir bunu." "Hepimiz şu ya da bu biçimde deliyiz zaten."
Jean-Jacques Rousseau
Ali Kırca
Elizabeth Noble
Adolf Hitler
Anne Rice
Ahmed Arif
Vehbi Vakkasoğlu
Henri Beyle Stendhal
Mine Söğüt
Demet Altınyeleklioğlu