Açıkçası, intikam diye bir şey yoktur. İntikam, güçsüz olduğunuzda ve güşsüz olduğunuz için kalkışmak istedğiniz bir eylemdir; acizlik hissi geçer geçmez intikam arzusu da onunla birlikte buharlaşır.
En kirli sokaklarda bile baharın gelişi bir şekilde kendini belli eder; bazen baca külahlarının arasından görünen daha parlak bir maviyle, bazen bombardımanda harap olmuş bir arsada filizlenen bir mürverin tatlı yeşiliyle.
Fabrikalarda atom bombaları imal ediliyor, şehirlerde polisler dört dönüyor, hoparlörlerden aralıksız yalanlar söyleniyor; fakat dünya güneşin çevresinde dönmeye devam ediyor ve asla tasvip etmeseler de ne diktatörler ne bürokratlar engelleyebilir bu süreci.
Kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküp dışında, hiçbir şey sizin değildi.
İnsan, ardında tek bir iz bile,bir kâğıt parçasına karalanmış tek bir adsız sözcük bile bırakamadıktan sonra, geleceğe nasıl seslenebilirdi?
Neden gerçekten önemli sorunlar söz konusu olduğunda böyle haykıramıyorlardı?
İnsan, kendi belleği dışında hiçbir kayıt olmayınca en belirgin gerçeği bile nasıl kanıtlayabilirdi ki?
Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.
Özgürlük, iki kere iki dört eder diyebilmektir. Buna izin verilirse, arkası gelir.
(...) sağlıklı insanlara savaş nasıl çekici gelmiyorsa şiddet ve yasadışı eylemler de çekici gelmez.
Andre Gide
Muhyiddin İbn Arabi (Ebû Bekir Muhammed b. Ali)
Hüseyin Nihal Atsız
Yusuf Atılgan
Jean-Jacques Rousseau
Elizabeth Noble
Emine Şenlikoğlu
Doğuş Kökarttı
Demet Altınyeleklioğlu
İnci Aral