Parti'nin dünya görüşü onu anlamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. Gerçekliğin en açık biçimde çarpıtılması böylelerine kolayca benimsetiliyordu çünkü kendilerinden istenilenin iğrençliğini hiçbir zaman tam olarak kavrayamadıkları gibi , toplumsal olaylarla yeterince ilgilenmedikleri için neler olup bittiğini de göremiyorlardı.Hiçbir şeyi kavrayamadıkları gibi hiç bir zaman akıllarını kaçırmıyorlardı.
İnsan kendi belleği dışında hiçbir kayıt olmayınca en belirgin gerçeği bile nasıl kanıtlayabilirdi ki ?
Ama sanırım daha ilginç olanı, sırf biraz kilolusunuz diye neredeyse herkesin, size tümüyle yabancı birinin bile görünüşünüzle ilgili olarak aşağılayıcı bir yorum içeren bir lakabı size teklifsizce uygun görmesidir.
Yeterince uzak bir zamana dönüp baktığınızda insanlar sanki hep onlara tahsis edilmiş bir yere ve belirli bir tavra sıkışmış gibidirler. Size hep aynı şeyleri yapıyorlarmış gibi gelir.
Gelecek! Sizin gibi, benim gibi insanların gelecekle ne işi olur? İşimizi kaybetmemek; işte bizim geleceğimiz.
Güç bir araç değildir, amaçtır. Bir insan bir devrimi korumak için bir diktatörlük kurmaz, diktatörlüğü kurmak için devrim yapar. Zulmün amacı zulümdür. İşkencenin amacı işkencedir. Gücün amacı güçtür.
Bütün kitaplar eşittir; ama bazı kitaplar öbürlerinden daha eşittir
"Okumayı pek umursamadığını söylüyordu. Kitap, onun gözünde, tıpkı reçel ya da ayakkabı bağı gibi, üretilmesi gereken bir metaydı, o kadar." (Syf: 159)
Onun gözünde, bur davranış sırf etkisiz olduğu için anlamını yitirmezdi. Birini seviyorsan gerçekten severdin, verecek başka hicbir şeyin yoksa bile sevgjn yeterdi. Verecek çikolata kalmadığında, annesi çocuğu sımsıkı göğsüne bastırmıştı. Bunun hicbir yararı yoktu, hiçbir şeyi degistirmiyordu,çikolatayı geri getirmiyordu,çocuğun ya da kendisinin ölümünü önlemiyordu;ama böylesi ona doğal geliyordu.
"Kendisinin gözünde canlandırdığı gelecekte, hayvanların açlık ve kırbaçtan kurtulduklarını, herkesin eşit olduğu,herkesin kendi gücüne göre çalıştığı ve Koca Reis?in konuştuğu gece yolunu şaşırmış ördek yavrularına kucak açtığı gibi güçlülerin zayıfları koruduğu bir toplum vardı.Oysa, nedendir bilinmez, kimsenin düşüncesini açıklamaya cesaret edemediği, her yerde azgın, yabanıl köpeklerin hırlayarak kol gezdiği, yoldaşlarının korkunç suçları itiraf ettirildikten sonra paramparça edilişini seyretmek zorunda kaldıkları bir toplum çıkmıştı ortaya."
Yılmaz Odabaşı
Murat Gülsoy
Ahmet Ümit
Louis Ferdinand Celine
Yusuf Atılgan
Ahmet Telli
Markus Zusak
Tom Robbins
Cezmi Ersöz
Charles Bukowski