"Bakın, dostu hapse atılan bir adamdan söz ettiler bana, adam her akşam evinde yerde yatıyormuş, sevdiği kişiden esirgenen bir rahatlıktan yararlanmamak için. Kim, aziz bayım, kim yatar yerde bizim için?"
Meslek ya da eğilim gereği, insan üzerinde çok düşündüğümüz zaman, primat maymunlara özlem duyduğumuz olur.Art düşünceleri yoktur onların.
Ölülere karşı neden daha dürüst ve cömertizdir ? Nedeni basit, çünkü onlara karşı yükümlülüğümüz yoktur.
Ben, bir gün bir kahvenin terasında elimi bırakmak isteyen o ihtiyar dilenci gibiyim. "Ah, bayım" diyordu adam, "mesele kötü insan olmak değil, ama ışığı yitiriyor insan." Evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin o kutsal masumluğunu yitirdik biz.
Kendimi öldürdükten sonra yüzlerinin ne hale girdiğini görebilseydim,işte o zaman oyun oynamaya değerdi.Ama,yerin altı karanlık,azizim,tahtalar kalın,ışık geçmez kefenden.
Hiç kimse zevklerinde ikiyüzlü olmaz.
Bir papağanı sevdikten sonra bir yılanla yatmak zorunda kaldım. Böylece, kitapların vaat ettiği, benimse hayatta hiç karşılaşmadığım aşkı başka yerde aradım.
Kimileri, "Sev beni!" diye bağırır, ötekiler "Sevme beni!" diye. Ama en kötü ve en mutsuz olan bir bölümü de, "Sevme beni, yine de sadık kal!" diye.
Dostluk ise daha sadedir. Uzun sürelidir ve elde edilmesi zordur, ama bir kez de elde edildi mi, artık ondan kurtuluş yoktur, gereğini yerine getirmek gerekir.
Daha kötüsünü tanıdım ben, insanların yargısını.Onlar için hafifletici nedenler yoktur, iyi niyet bile suç olarak düşünülür.
Mehmet Eroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
Jack London
Metin Hara
Rhonda Byrne
Pierre Rey
Amin Maalouf
James Joyce
Erol Çelik
Cahit Zarifoğlu