Hayatın ihtiyarları, yeterince yaşayan yeniyetmelerden imal ettiğini anladım.
Hayatımın tek bir saati yoktur ki bana sadece kaba ve yanlış algılamanın her şeyi nesneye yüklediğini, aslında her şeyin, aksine zihinde olduğunu öğretmiş olmasın.
Hayalin güzelliği nesneye ulaştığımızda artık bizde hayranlık uyandırmaz, oysa fikrin güzelliğini ancak nesneyi aştığımızda anlarız.
Birçok kişi gibi o da yaşlandıkça, münasebetsizliği yerini ciddiyete bırakmıştı.
Çoğu zaman, bir insandan bize kalan tek şey, üstelik ölümünden de önce, henüz hayattayken, bir isimdir sadece.
Ne var ki bazı kusurlar ve meziyetler, belirli bir insandan çok, o insanın hayatının sosyal açıdan belirli bir dönemine özgüdürler.
Yanlış bir tahminde bulunduğumuzda, yanıldığımızın kanıtlanmamasını tercih etmemiz, bu tahmine ait hatıramızın süresini kısaltır ve çok kısa bir süre sonra böyle bir tahmin yürütmediğimizi iddia etmemize imkan tanır.
Hafızamın apayrı bölgelerini karıştırdığımda hayatın bana sunduğu kişilerden birçoğunu bir başka kişiyle tamamlayabilecek kadar uzun yaşamıştım.
Ne var ki annesi, aksine, ne zaman bir yaşıtı ?yitip gitse?, bir yarışta önemli rakipleri geride bıraktığı duygusuna kapılıyordu. Kendi hayatının tadına ancak onların ölümüyle varabiliyordu artık.
Her ölüm, başkaları için hayatı basitleştiren, onları minnet göstermekten, ziyaretlerde bulunma mecburiyetinden kurtaran bir olaydır.
Umberto Eco
Mario Levi
Enis Batur
İclal Aydın
Bülent Parlak
Necip Fazıl Kısakürek
Feridun Andaç
William Cuthbert Faulkner
Isabel Allende
Noam Chomsky