Kitaplarda güzel duran sevmeler, gerçek hayatta da okunur mu?
İnsanın suyu muhabbettir çünkü ondan başka bir şey bizim köklerimize kadar inemiyor. İnsanın derdi dışarıda değil, içeride bir yerlerde ve dermanı da muhabbet, iyi bir muhabbet...
Yoruluyorum insanların beni anlamalarını bekledikçe. Anlaşılmayı beklememeye karar vereli epey uzun zaman oldu.
Her gece ettiğiniz duaları ilk kez tanıştığınız birinin ağzından duysanız ne hissederdiniz? Bazen insan kendi hissettiklerinden bile emin olamazken, birinin sizi kağıtlara yazdığına, üzerine bir de hayallerinizle, kelimelerle dans ettiğine şahit olsanız ne yapardınız? Bir kız kendinden daha ince bir erkek görse ne hissederdi?
Hafızdım, yaşıtlarımdan daha fazla şey bildiğimi sanırdım. Mesele bilmek değilmiş, mesele olmakmış. Bilgiyi hafızana yerleştirmek değil, onu hücrelerinde hissetmekmiş.
Onunla konuşmak, bir anne karnında olma huzuru veriyordu.
Babamdan sonra ilk kez biriyle muhabbet eder olmuştum. Konuşmak demiyorum. Konuşmak sadece kelimelerin sese kavuşmuş halidir. Muhabbet ise kelimelerin gönle kavuşabilmesidir. Ve gönle kavuşan muhabbet eğer Allah'ı anmıyorsa, yağmura hasret bir çöl gibidir.
Hiç gelmeyen birisi özlenir mi? Belki de en çok onlar özlenir. Tadanlar bilir. Onlar başka özlenir. Hiç gelmemiştir. Hatırlanacak bir duygu, bir iz bile yoktur ama onların yokluğu bir yanını yakar adamın.
Mesele bilmek değil ki Seyyah. O bilgiyle olmak. Nice bilenler bu dünyayı kafi görüp usul usul zarara yürümüyorlar mı? Ben bilmeyi sen de olmayı öğret bana.
Bir insanı tanırsın, davranışların değişir, dualarında aradığın sevdiğine kavuşursun dünyan değişir.
Tomris Uyar
Didem Madak
Ferit Edgü
Friedrich Engels
Pierre Rey
Mario Mazzanti
Ali Fuat Başgil
Katharine Burdekin
Julio Cortazar
Federica Sgarbi