Ben nur diyorum, sen çamur anlıyorsun, ben seni aşka davet ediyorum sen beni ateşe salıyorsun. Gerçi hoş ateşinde yanmak da var yazgım da; ama yaktığın ateşlerden büyük ateşlerde yanmaya yan çizeceksen ben niye yanayım. Ben aşk diyorum sen "aşk olsun" diyorsun. Ben gönül diyorum sen gölgelerin peşinde yol alıyorsun. Uslan artık yüreğim, bir derdim olmalı ki bin dermana değişmeyeyim. Şimdi söyle sen dert misin?
Ne güzel! Derin bir "ah" ile yad etmek seni. Her güne seni düşünerek uyanmak, her gece seni hayal ederek uyumak... Ne güzel! Gelişinle çocuklaşmak, gidişinle ağlamak.
Yağmur değil de sen yağardı bu şehrin üzerine. Her defasında sokağa atardım kendimi. Islanmak güzeldi sende. Sen yağdıkça üzerime.
Gece rüyamda peygamberimizi gördüm. Ona doğru yürüyordum. Elimde bir testi vardı. ?Ey gönüller sultanı, ey âlemler hayranı nebi! Bana namaz nasıl kılınır, öğret!? ?Önce güzelce abdest al. Dışını su, içini tövbeyle arıt. Kâbe?ye yönel. Kâbe?yi iki kaşının ortasında, Azrail?i arkanda, cenneti sağ yanında, cehennemi sol yanında, sırat köprüsünü ayağının altında farz et. Hepten gönlünü Allah?a yönelt. Allah?ı bil. Azametle tekbir al, huşuyla Kuran oku, tazarruyla rükû eyle, tevazuyla secdeye kapan, gözyaşıyla otur, edeple tahiyyat oku ve Rahman?a selam ver. Umulur ki namazın namaz olmuştur...?
Takvanın zehri, rızık korkusudur. Geçim derdi olanın, cennet kokusunu içine çekmesi zordur. Allah bizi bizden daha çok düşünürken, bu güzel nezaketi sorgulamak Allah?a karşı saygısızlık değil midir?
Aşk yolculuğunun yakınlık ve uzaklık mesafesi olmaz. Aşk yolunda olanın, "Ya bulamazsam?" derdi olmaz. Sen yola düşmeden bir bakalım yüreğine yol sana kısmet olup düşmüş mü?
Yırtıcı bir aslanın gazabından kurtarılan kişi, bu iyiliği yapanın meşhur olup olmadığına bakmaz. Öyleyse insanlar niçin bilgiyi meşhur kişilerde arıyorlar?
"Bana, 'Sen kimsin?' diye sormayın. Ömrü azıcık kalmış bir HİÇ'im. Ben, hiçbir şeyim, hiçbir şeyim. (...) Bana kendini üç kelimeyle anlat deseler; yetimlik, yalnızlık ve yolculuk derim... Babasız kalmanın acısını imanla doldurdum, yalnızlığımda Allah'a sığındım. Yolculuğumu Habibullah'ın aşkına adadım." (...) Ey bütün zamanların çıldırtan gözyaşları! Şimdi sağanak sağanak dua. Hilâlin sureti düşüyor suya. Ey aşka hep yalınayak koşanlar. Bakın gökte yıldız yıldız akıyor Esma-ül Hüsna. Bir tek damla şahadet kanıyla tufandır yüreğimiz. Şimdi aşk. Şimdi şahadet vaktidir. Derdin nedir? Derdim 'Aşk'a Yolculuk'tur. Ya sizin derdiniz ne ki dudağınızda derman kelimesi hiç eksik olmuyor. Öyle bir derdiniz olsun ki bin dermana değişmeyesiniz.
Hz. Muhammed muhabbettir. Muhabbet özlemdir, çünkü sadece sevgiliye özlem duyarsın... ... sevgi bir ışıktı. İnsanın yaşarken yolunu aydınlatan, dünyayı başka bir gözle daha güzel görmesini sağlayan temiz bir histi. İçinde sevgi olanın, artık kötülüğü barındırmayacağı bir duyguydu. Sevgisizlik, karanlık demekti, cehalet demekti, zulüm demekti. Sevginin kaynağı, hele de Allah sevgisinin kaynağı kalplere inen mukaddes nurdu. Evet, sevginin bir kaynağı vardı ve bu da yüce Allah?tı.
Veysel Karâni, ellerini kuma, alnını hırkaya dayayarak secde vaziyetine devam ederken sırtına bir ok daha geldi. Derken bir ok daha? Bir ok daha? Saplanan oklardan neredeyse sırtı görünmez olmuştu? Kana boyanmış dudaklarından son cümlesi düştü hırkanın üzerine: ?Esselamü aleyke ya resulullah??Bir şehit! Ne de güzel bir şehit! Görüyor musunuz, ne kadar tatlı, ne kadar huzur içinde ölüyor? Doksan yedi yıllık ömür, Allah yolunda savaşırken, şahadetle son buldu? Âşık, maşuğuna kavuşmuştu artık!Ey bütün zamanların çıldırtan gözyaşları! Şimdi sağanak sağanak dua. Hilâlin sureti düşüyor suya. Ey aşka hep yalınayak koşanlar. Bakın gökte yıldız yıldız akıyor Esma-ül Hüsna. Bir tek damla şahadet kanıyla tufandır yüreğimiz. Şimdi aşk. Şimdi şahadet vaktidir.
İbrahim Tenekeci
Atasoy Müftüoğlu
Yılmaz Yeşildağ
Halit Ertuğrul
Bengül Dedeoğlu
Erich Fromm
Charles Dickens
James Joyce
Henri Beyle Stendhal