Memur sınıfı diyorlar. Bir zamanlar ne kadar gözdeymişler. Bir de subaylar. Onlardan herkes çekinirmiş. Babalar kızlarını hep bu iki sınıfa verirlermiş. Kızımı bir memura verdim; kızımı bir subayla evlendirdim! Demek o zaman insanla evlenmek adeti yokmuş. Ya öğretmenler? Onların durumu acıklı.
İnsanlar, yalnız kitaplarda şaşırırlar. Romancılar şaşırtırlar onları. Ölü denizdeki su zerrecikleri gibi birbirlerine tutunurlar: dalgalanırlar, bir yere gitmezler aslında. Aslında kimse kafasındaki hayallerle kimseyi bir yere götüremez kardeşim Selim! Belki biz, seninle ben, kafamızdaki hürriyetle bir yerlere gidebilirdik.
İnsan da kişiliğini yirmi dört saat kullanamaz bir günde. Eskir.
Binalar, binalar... Yetmiyormuş gibi bir de yenilerini yapıyorlar. Türkün parası olunca binaya gidermiş. Başka neye gider ?
Derler ki ruh bozuklukları insanı son derece kurnaz yaparmış. Yani deliler, bizden akıllı mı Vatson?
Elini alnına götürdü: biriken terler eline bulaştı . Başı ağrımaya başladı: 'Hayallerle boğuşuyorum,' diye söylendi. ' Gün ışığına çıkarıp toz edeceğim onları.'
Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada ? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana ? Birdenbire, 'Buraya kadar!' dediler. Oysa , bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiç bir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin...
Anlatamadığım bir 'şey' yüzünden kimseyi suçlayamam. İçimdeki düzenle ilgiliydi huzursuzluğum. Dışımdaki düzenle bir ilgisi yok. Nermin'e dış düzen mi diyorsun? Susun!
Yalnız hayallerle beslenen bir arkadaşlık ne kadar kısa sürüyordu. Günlük meselelerin çözülmesinde bir hayalin ne faydası olabilirdi ? Zavallı bir ruh, insanı nereye götürebilirdi ? İnsanın ihtiyaçlarını nasıl karşılayabilirdi? Her gün karşınıza çıkan canlı, elle tutulur varlıklarla bir ruh nasıl başa çıkabilirdi ? Bir ruhla yaşamak, tek başına yaşamak gibi hayal gücü isteyen davranıştı. Uykusu gelen bir insanın , uyanık kalmak için boşuna harcadığı bir çabaydı. Sonunda beden, arzulara boyun eğiyordu.
Beklenmedik hiçbir şey olmaz. Hiçbir zaman beklenmedik bir olayla karşılaşmaz insan. Olaylara raslamamak için sen yolunu değiştirdin. Karşı kaldırıma geçtin.
Andre Gide
Marc Levy
John Berger
Patrick Süskind
Walter Benjamin
Bülent Parlak
Sadık Hidayet
Hermann Hesse
Rasim Özdenören
Louise L. Hay