Kaybolup gitmenin ne demek olduğunu bilemzsin Jack.
"Hoşçakal Zach." dedi Lexi arkasını dönerken. "Lexi, bekle." "Hayır Zach." dedi. Lexi ona bakmadan. "Ben yeterince bekledim."
-Yanına oturabilir miyim? -Sosyal intihar olur bu.
''Çok güzelsin,'' dedi fısıltıyla. ''Sarhoşsun sen.'' ''Yine de güzelsin.''
"Yakın arkadaş olmak işte böyle bir şeydi. Anneniz ya da kız kardeşiniz gibi olurlardı; sizi çok sinirlendirebilir, ağlatabilir ve kalbinizi kırabilirlerdi ama sonunda zor zamanlarınızda daima yanı başınızda olur, en kötü gününüzde bile sizi güldürmeyi başarırlardı."
"Bazen iyi arkadaş olmak demek hiçbir şey söylememek demektir." "Yani öylece durup onun hata yapmasını mı izlemeliyim?" "Bazen, evet. Sonra her şey bittiğinde, döküntüleri toplamak için yanında olursun."
Ev hanımı olan annelerin hayatı böyleydi işte: Bitiş çizgisi olmayan bir yarış pistinde koşmak.
Aşkın buharlaşıp uçmadığını biliyordu. Belki solar, güneşte kalmış kemikler gibi kururdu ama asla yok olmazdı.
Biri seni kırarsa silkinip duygularının tozunu dökmeli ve yeniden denemelisin.
Kabullenmek gerekir. Ya elindekilerin farkına varıp yoluna devam edersin ya da sahip olamadıklarını düşünür durursun.
William Golding
Noam Chomsky
Nedim Gürsel
Lisa Gardner
Thomas Harris
Melissa P. (Melissa Panarello)
Sunay Akın
Namık Kemal
Daniel Quinn
John Flanagan