Hasan kanmış olabilirdi ama ben kanmamıştım. Doktorlar ne zaman acımayacağını söylese başın belada demekti , biliyordum.
Afgan halkı gelenekleri sayar ama kurallardan iğrenir. Aynı şey uçurtma savaşında da geçerliydi. Tek bir kural vardı ,o da kuralsızlık.
Ilkokul birinci sınıf kitabımı bile okuyamayan Hasan , beni rahat rahat okuyordu . Bu biraz rahatsız ediciydi ama ne zaman neye gereksindiğini bilen birine sahip olmak , aynı zamanda rahatlatıcıydı da.
Uçurtma uçurmanın ayrılmaz bir parçası da buydu : Zihnin uçurtmanla birlikte oradan oraya savrulurdu.
"Zendagi migzara" dedi. Yaşam devam ediyor.
Vahit üç oğluyla birlikte , kamyonun kaldırdığı toz bulutunun içinde duruyordu . Birden aklıma bir şey geldi : Bir başka dünyada olsaydı , bu çocuklar kamyonun arkasından koşamayacak kadar aç olmazlardı.
Savaşlar Afganistan'da babaları , cok az bulunan bir mala , değerli bir ayrıcalığa dönüştürmüstü.
Afganistan'da çocuk çok ama çocukluk yok .
Ben Amerika'da büyüdüm , Emir . Amerika bana tek bir şey öğrettiyse , o da asla pes etmemektir.
Goz yası dokmek icin için illa üzülmesi mi gerekiyordu, soğan koklasa olmaz mıydı ?
Mehmet Akif Ersoy
Dante Alighieri
Murat Gülsoy
İskender Öksüz
Yusuf Atılgan
Neil Gaiman
Haruki Murakami
Edip Cansever
Gustave Flaubert
Sigmund Freud