Nerede kaldın be koçum, Kerbela mı burası?
Hatırlarsan, biz, duruşuna düşsel gıcırtılar yakıştırdığımız tozlu bir çıkrığın dibine oturmuş, bir yandan ellerimizi belli belirsiz aydınlatan beyaz leblebiyle bira içiyor, bir yandan da masmavi susuyorduk.
Öyle çoktun ki, yoktun.
Bir kızı sevmiştin, düş gibi, durunca sular yürüyen, gülünce güller gülen, sesiyle ısınıp ateşiyle üşüdüğün bir kızı
Gözlerinin kandili körelmiş ama, kulakları dipsiz kuyular gibi derinmiş hâlâ.
Bir kent terk edilirken sigara içilir sayın yolcular.
Beş kuruşu beş düğüm içinde gizleyen, ömrünün yarısını para saymakla, öteki yarısını da erkek aramakla geçiren, Azrail?in gözünden kaçmış lanet bir insandı teyzesi
Kafasının içinde beyin diye yüz elli gram kıyma taşıyordu bu kız.
Delinin ipiyle kuyuya mı inilir; mahalle bakkalını kendine layık görüyordu demek ki.
Benim baktığımı görünce, arkamızdan elini şöyle bir salladı ama, uğurladı mı, lanetledi mi anlayamadım. İliklerime dek ürperdim yalnızca. Korkuyla Yaralı Dört Keklik öyküsünden..
Jean Genet
Recaizade Mahmut Ekrem
Ahmet Ümit
Charles Bukowski
William Shakespeare
Aşkım Kapışmak
Ümit Yaşar Oğuzcan
Slavoj Zizek
Alexandre Dumas
Honore de Balzac (Honoré de Balzac)