ve ben ölü geçmişimin içinden geçerek kendimi yeniden eritiyor, kendi içimde kayboluyor, kendimi dünya işleriyle henüz kirlenmediğim, her gizeme, her geleceğe açık olduğum o uzak gecelerde unutuyorum.
ve derin bir küçümseme, insanlık için çalışan, vatan için savaşan ve hayatlarını uygarlığın sürmesi için feda eden tüm insanlara karşı bir tiksinti, bir küçümseme
Ne zevk, ne ün, ne iktidar: özgürlük, yalnız özgürlük.
Ben olmadığı için bütün dünyaya imreniyorum.
Kişiliğini, onu yitirerek bulmak -inancın kendisi de, yazgımızın bu yönünü doğrular.
Şimdiye kadar hatadan ve yanılgıdan başka bir şey olmadığımı, hiç yaşamadığımı, sadece zamanı bilinçle, düşünceyle doldurduğum ölçüde var olduğumu biliyorum.
Ve kendime ağırlık yaptığımı hissediyorum, evet, bilinçlenmeye mâhkum olmaya benzeyen bir ağırlık veriyorum üzerime...
Kendini bilmemek, yaşamaktır. Kendini yanlış tanımak, düşünmektir.
Neden bilmem, bazen öleceğim içime doğar...
Ölüm uykuya benziyorsa, ölümden uyanacağımızı varsaymamız gerekir.
Rainer Maria Rilke
Andre Gide
Sinan Sülün
Ivan Sergeyeviç Turgenyev
Bobby Henderson
İbrahim Tenekeci
Mehmet Rauf
Ken Grimwood
Michel de Montaigne
Johann Wolfgang von Goethe