Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşüyor.
Öyle zamanlar vardır ki, insan hayat ırmağının akış yönünü değiştiremez.
Bir şeye karar vermek, başlangıçtan başka bir şey değildir. İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdiği sırada hiç öngörmediği, düşünde bile aklına gelmeyen bir yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidiyordu.
Evren herkesin anlayacağı bir dilde varolmuştur, ama insanlar unutmuştur bu dili.
Önsezilerin, içinde bütün insan hayatlarının bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlandığı hayat ırmağının evrensel akışına ruhun yaptığı ani dalışlar olduğunu anlamaya başlamıştı. Öyle ki, her şey yazılı olduğu için her şeyi bilebilirdik.
İster hayatımız, ister ekin tarlalarımız olsun, sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız. Ama hayat hikayemiz ile dünya tarihinin aynı El tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman, bunu anlar anlamaz, bu korku uçup gider.
Ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem. Yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, ölüm şu gün ya da bugün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte, ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı becerebilirsen mutlu bir insan olursun. Çölde hayat olduğunu, gökyüzünde yıldızlar olduğunu, ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabile muhariplerinin savaştıklarını anlayacaksın.O zaman hayat bir bayram, bir şenlik olacak; çünkü hayat, yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.
Belki de Tanrı çölü, insanlar hurma ağaçlarını görünce sevinsinler diye yarattı.
Aşk, sevilen nesnenin yanında bulunmayı zorunlu kılıyordu.
''İnsan sevince,'' diye düşündü,'' nesneler daha çok anlam kazanıyor.''
Jonathan Swift
Mehmet Rauf
Suzanne Collins
Friedrich Engels
Ahmet Haşim
Emin Çölaşan
Rhonda Byrne
Daniel Quinn
Mario Vargas Llosa
Heinrich Böll