Demek ölüm bu, diye düşünüyordum. Sabahları uyandığıma sevinemiyorum. Gecenin sıkıntısı, öğleye kadar sürdüğü için, sabahın verdiği diriliği yaşayamıyorum. Öğleden sonra da akşamın hüznü çöküyor.
"Yurdumuzun semalarında ağır bir hava esiyor Olric. Bu lanet hepimize bulaşacak."
"Asistan başıma dikildi. Benden iki satır fazla bilmenin gururu içinde. Oysa Gauss'un yanında benim gibi o da bir hiç. "
Son zamanlarda kendime doğru dürüst acımaz olmuştum.
Ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkum edildim. Bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. Ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum.
Özellikle bazı kitapları okuduktan sonra, içimdeki bu aşağılık çelişkilerin daha da farkına vararak, senin hiç anlamayacağın bir biçimde sabit gözlerle boşluğa bakıp duruyorum.
Çaresizlik yüzünden bir çok şeyin anlamı kayboluyor. Sen olmadıktan sonra sana yazılan mektup ne işe yarar ?
Sonra 'onu' görmüştü sokakta; bütün mutsuzluğuna, kendini zayıf hissetmesine, ölmek istemesine rağmen 'onun' gözlerindeki ilgiyi, insanı alıp götüren başkalığı fark etmişti nedense.
Yorgunum, fakat her şeyi seziyorum. Artık bir roman yazacak kadar yaşantım var. Oturup yazmak için sadece.
Kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benimde kelimelerim olsaydı...
Semih Gümüş
Ahmet Şerif İzgören
Susanna Tamaro
Orhan Kemal
Patti Smith
Tuna Kiremitçi
Konstantin Stanislavski
Fazıl Hüsnü Dağlarca
John Steinbeck
Fakir Baykurt