Günlük tutmalıyım; hiç olmazsa düşüncelerimin gelişimini ya da çöküşünü izlemeliyim.
Nohut ve makarna gibi, bir araya getirilemeyen parçalardan oluşan günlerime acıdım.
Yabancılarla dolu, bana yabancı olanlarla dolu, uçsuz bucaksız bir denizin ortasında yalnız başıma kalmıştım.
Hayalimde daha önce çok insan öldürmüş olduğum için bu son ölümler beni fazla sarsmadı.
Hemen teslim olmadım yani; fakat güzel şeylerin bir gün biteceğini biliyordum. Bütün hayat bunlarla doldurulamazdı; bir gün düşünmek zorunda kalacaktım.
Ayrıca ihtiyatlı olmalı; insan, kafasındaki meseleyi durmadan düşünmeli ki sonuçla birdenbire karşılaşmasın.
Ben, otobüse biniyorum; yüksek düşüncelerimi anlayamayacak kimselerle birlikte yolculuk ediyorum, yüzlerine bakıyorum: Hayır, anlamıyorlar.
Fakat ben oraya zarf koymazdım. Çünkü zarfım yoktu evde. Çünkü kimseye mektup yazmadım. Çünkü kimse bana mektup yazmazdı.
"hayalimdeki günleri bile böyle küçük hesaplarla geçirdim işte albayım. aklımın içini örümcek ağları sardı; kafamın sandalyelerinde elbiseler, gömlekler, çoraplar birikmeğe başladı; kurduğum hayaller, bir bekar odasının dağınıklığına boğuldu. düşüncemin duvarlarına resimler asmak istediğim halde bir türlü olmadı. belirli noktalara biriken eşya, odanın çıplaklığını daha çok ortaya çıkardı."
"beni sevseydiniz, yanımda olurdunuz gene. beni bir türlü bırakmazdınız: vallahi bırakmayız seni hikmet bey oğlumuz, derdiniz. vakit çok geç oldu bu saatten sonra vasıta da bulamazsın. misafir odasında yatarsın; ara kapıyı açarız, salondaki sobayı da söndürmeyiz. gece yarısından sonra, tek başına yollara düşmeğe değer mi? bir şeyler bulup söylerdiniz işte. başucuma filtreli sigaralarınızdan koyardınız, bana kısa gelen bir pijama da bulurdunuz. damat sevgisi, albayım, insan sevgisine oranla çok kısa sürüyor."
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
A. Ali Ural
Burçak Çerezcioğlu
John Katzenbach
Yılmaz Yeşildağ
Emre Kongar
Semih Gümüş
Andre Gide
Charlotte Bronte
Louise L. Hay