Konuşuluyordu Hikmet susuyordu Kişiliğini bozmamak için bazen yaşamamak gerekiyor...
"Düşünmek, ilmî araştırmalar sonuda sabit olmuştur ki, en çok enerji (kalori) sarf edilmesi icap eden fizikî bir olaydır. Bu enerjiyi bulamadığı için veya sarf etmek külfetine doğuştan istekli olmayan insan yavrusu ise, böyle bir işe karşı daima tembellik içindedir. her fırsatta ondan kaçmak yolunu bulur. Onun için, düşünme sporu ile bu işe alıştırılması ve düşünme sanatını öğrenmesi gereklidir."
"Bilim uzun ve çetin bir yoldur çocuklar. Bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu çocuklar? Oppenheimer gibi hissediyorsanız, bırakın yüksek binaları başkaları yapsın, büyük barajlarda başkaları çalışsın. Bazılarına, çok uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir. bırakınız bu işleri öyleleri yapsın. Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük teşebbüsleri idare etmek hırsıyla yanarak kuvvetli olmak isteyeceklerdir. Bırakınız parayla da onlar uğraşsın. Sizin 'kuvvetli' olmak gibi bir derdiniz yoksa, siz de Leonardo da Vinci gibi 'Kuvvet nedir?' diye merak ediyorsanız buyrun, Mekanik Kürsüsü'ne beklerim. Çünkü bazılarına göre 'Kuvvet' para ile organizasyonun çarpımına eşittir; bize göre de kuvvet ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür. Bu iki formülü birbirine karıştırmayın olur mu çocuklar?"
"Moralim bozuldu," diyordu cahil herif; öyle plastik terlik giyen birinin morali olurmuş gibi.
Çok özür dilerim nedense ben bu sarışınlarda çiğ bir şey, nasıl anlatmalı, pişmemiş bir hava sezerim efendim
Size de inşallah bir kahve içmeye geldiğimde anlatırım. Kahve içmek, sözün gelişi tabii. Aslında, sizinle uzun uzun konuşmak, size bütün dertlerimi anlatmak isterim.
Aslında çok yalnız bir insanım efendim. Arkadaşların yok mu? diyeceksiniz. Onlara arkadaş demek gerekirse, var! Fakat, evde oturup dertleşmesini bilmezler; ille de bir yere gidilecek.
Bir keresinde de bir kızı sever gibi olmuştum; bu kız bana söylemişti, her şey gibi aşk da soluklaşır demişti.
Belki de bütün kötü insanlar yalnız kalıyordu (benim gibi).
Sokağa çıksam dedim. Belki eski böceklerimden birini görürüm ya da gökyüzünü öyle bir kızıllık kaplar ki, bulutlar bana acıyıp öyle gölgeler salarlar ki, ben bile güzel bulurum tabiatı; göğsümden yukarı doğru bir şeyler hissederim. Belki bir duvarın dibinde küçük bir yeşilliği, kurumuş bir diken yığınını, başka bir ışık altında görünce severim.
Sylvia Day
Paulo Coelho
Abdülkadir Geylani
Ernest Hemingway
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Jean Baudrillard
Thomas Harris
John Katzenbach
Ömer Lütfi Mete
Attila İlhan