Başımı omuzuna gömdüm. "Geldiğin için teşekkürler."
"Benden uzak durmaya çalışmanın sana karşı hislerimi değiştirmeyeceğini fark ediyorsun, değil mi?" dedi.
"Olabilir." dedim
"Beni kendinden kurtarma çabaların hüsrana uğrayacak." dedi.
Gülümsedim. Gülümsedi. Gülümsemesine inandım. Merdivenlere yürüdük ve sonra koşarak aşağı indik. Her katın sonunda, onu güldürmek için son basamaktan atlayıp topuklarımı tıkırdattım, o da güldü. Onu neşelendirdiğimi düşündüm. Neşelendirebileceğimi düşündüm. Eğer kendime güvenirsem belki aramızda bir şeyler olur diye düşündüm.
Yanılıyordum.
"Gerçi insanlar bir süre sonra güzelliğe alışıyor."
"Ben henüz sana alışamadım,"
Çünkü bence önemli olmak harbiden bok gibi bir fikir. Ben kimsenin gündeminde olmak istemiyorum çünkü ne kadar yükselirsen o kadar kolay hedef olursun. Önemli oldukça hayatın da kötüleşir.
Ben onlardan nefret ettim, onlar benden nefret ettiler.
Ayrıca bir şeyler bilmek önemli çünkü seni özel hissettiriyor.
Gelecek her şeyi silecekti... Kişinin unutulmaktan kurtulmasını sağlayabilecek ne bir ün vardı ne de deha.
Eğer hayatını başkaları uğruna yaşamazsan en azından başkaları uğruna ölmelisin.
Geride bırakılmaktan, sonsuza kadar tek başına kalmaktan ve dünyaya hiçbir şey ifade etmemekten korkmayı nasıl bırakırsın ki?
Unutulacağım ama hikayeler süregidecek. Yani hepimiz önemliyiz; belki çoktan az ama hiçten fazla.
Sadık Hidayet
Murat Gülsoy
Arthur Schopenhauer
Ahmed Günbay Yıldız
Pucca
Aliya İzzetbegoviç
Edip Cansever
Marquis de Sade
Michel Foucault
Mustafa Necati Bursalı