Hiçbir zengin kendisini yoksul göstermeyi başaramaz; çünkü para, tıpkı cinayet gibi onu ele verir.
Parasızlık insanın beynine ve ruhuna zarar veriyordu. Zihinsel ölülük, tinsel sefalet - gelir belli bir noktanın altına inince, bunlar insanın üzerine kaçınılmaz olarak çöküyordu.
Ama gariptir, batmak çoğu kez yükselmekten zordur. İnsanı yukarı doğru çeken bir şey vardır daima. Sonuçta insan hiçbir zaman tümüyle yalnız değildir; dostlar vardır, aşıklar, akrabalar vardır.
Kafatasinizin içindeki birkaç santimetreküp dışında, hiçbir şey size ait değildi. (Sf:31)
Gerçek iktidar, ancak karşıtların uzlaştırılması yoluyla sonsuza dek elde tutulabilir.(sf:190)
Birey, bireyselliğe son verdiği zaman güce kavuşabilir. (Sf:231)
Bilincleninceye dek baskaldirmayacaklar, baskaldirmazlarsa da hiçbir zaman bilinclenemeyecekler. (Sf:67)
Bilinçleninceye kadar asla kaldırmayacaklar,ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.
Herkesin gözlerinin önünde yıkılan, çöküp giden bir dağı andırıyordu.
Dışarıdaki hayvanlar bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor, ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.
Ece Temelkuran
Adam Fawer
Jean-Christophe Grangé
Abdurrahim Karakoç
Beşir Ayvazoğlu
Enis Batur
Gustave Flaubert
M. Fethullah Gülen
Jean Genet
Ahmet Altan