Geleceğin belirsizliği, yüreklerini geçmişe çevirmişti.
İnançsızlık, inançtan daha dayanıklıydı,çünkü duygularla besleniyordu.
Çünkü kız gerekli olduğu anın dışında varlığını çevresindekilere duyurmamak gibi az görülür bir erdeme sahipti.
...Çünkü erkeklerin en büyük özelliği, doyduktan sonra açlığı inkar etmeleriydi.
Yaşamla hesabını kesin olarak kapatırken kendi insanlarını düşündükçe duygulanmıyor, en çok nefret ettiği kişileri aslında nasıl sevmiş olduğunu anlamaya başlıyordu.
"Babam ne diyor?" diye sordu. Ursula, "Çok üzgün," dedi. "Senin öleceğini sandığı için üzülüyor." Albay gülümseyerek karşılık verdi. "Ona de ki," dedi, "insan ölme zamanı geldiğinde değil, ölebildiği zaman ölür."
Hiç şaşmaz yüreği, ona karanlıkta yol gösteriyordu.
Birbirine yakın ve cıvıl cıvıl gözlerinde, bütün kitapları okumuş gibi bir anlatım vardı.
Belden aşağısı bedenin aşkı, belden yukarısı ruhun.
Her zaman seni üzecek birileri olacaktır. Tek yapmamız gereken; sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek, ama kime ikinci defa güveneceğimizi de iyi seçmek.
Nazım Hikmet Ran
Elizabeth Noble
Erich Fromm
Hüsnü Arkan
Amin Maalouf
Johann Wolfgang von Goethe
Beşir Ayvazoğlu
Cemal Granda
Hasan Ali Toptaş
Cem Mumcu