Benimsin, seni bir daha göremeyecek olsam bile.
Derin bir nefes alarak yüzümü kucağına gömebilirim.
"Uyudum, uyandım, uyudum, uyandım, uyudum, uyandım. Acınası bir hayat."
Neden bu belirsizliklerle ve korkunç sorumluluklarla dolu durumun ısdırabını çekmek zorunda olan bir insanım ben? Mesela neden senin yanında duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken,uzanırken ya da uyurken (iyi uykular diliyorum) seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim? (Sayfa-149)
Gözleri bağlı birini bezin arasından bakması için istediğin kadar yüreklendir, hiçbir şey göremeyecektir. Ne zaman bağı alırsın, görmeye başlar.
Yersiz bir huşu, yöneldiği nesneyi değersizleştirir.
Ölçüsüzlüklerin ortasını bulabilmek, yani mektupları doğru değerlendirebilmek olanıksızdır aslında; hatta değerleri sürekli değişir, yol açtıkları düşünceler sonsuzdur, insanın hangi düşüncede duracağını raslantı belirler, yani varılan görüş de raslantısaldır...
"bu gece de sana mutlu uykular dilerken her şeyimi sana veriyorum bir solukta! benim mutluluğum sende erimektedir.."
Bak Robinson'a; bir gemiye tayfa yazılmak zorunda kaldı, tehlikeli bir yolculuğa çıktı, gemisi battı, daha neler neler... Ben de seni kaybetsem, Robinson olurum. Onun elinde ada, Cuma ve daha bir sürü şey vardı; en sonunda da bir gemi onu aldı ve neredeyse her şeyi bir rüyaya çevirdi, benimse hiçbir şeyim olmazdı, bir ismim bile; onu dahi sana verdim.
İnsan kendi eksikliğine katlanmak zorundadır, her an için; oysa iki kişilik eksikliğe katlanmak zorunda değildir. Gözler, yuvalarından çıkarıp atmak için yok mudur ve kalp de aynı şekilde?
George Orwell
Alain de Botton
Lale Müldür
Ayşe Kulin
Attila İlhan
Carlos Ruiz Zafon
Henry Miller
Tarık Tufan
Bilge Karasu
Mustafa Kemal Atatürk