- Rus belgelerine göre yaklaşık 500.000; Osmanlı belgelerine göre yaklaşık 800.000 Müslüman, yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmışlardır. Bu müslümanlar da, tehcir ettirilen Ermeniler kadar zorluk ve sıkıntı yaşamışlardır; bunlarında önemli bir kısmı yollarda telef olmuş, can vermiştir. Unutulmamalıdır ki Müslüman tehciri, Ermeni tehcirinden daha evvel başlamıştı!
- Devlet, I. Dünya Savaşı'nda cephede askere ihtiyacı varken, devlete isyan eden ve sivil Müslüman halkın kanını döken Ermenileri korumak için tehcir süresince asker görevlendirmesi devletin iyi niyetini gösterir. Ayrıca savaş ortamında, savaş ekonomisi gereği harcanacak paradan kısan devlet, tehcir ettirilen Ermenilerin ihtiyaçları için para ayırmıştır; bu da devletin iyiniyetini gösterir. Devlet, tehcir nakilleri için 115 milyon kuruş harcamış; iaşe bedeli için de 150 milyon kuruş ayrılmıştır.
- ABD'li Tuğamiral Colby Chester, Eylül 1922'de The Newyork Times'ınçıkardığı aylık Current History dergisine, ??Ermenilerin gönderildikleri yerlerin yaşanabilir, tatil mekanları gibi, yumuşak bir iklime sahip yerler'' olduğunu yazmıştır.
- Tehcir sırasında Ermenilere yönelik bazı saldırıların olduğu doğrudur. Osmanlı hükümeti, tehcirin sorunsuz bir biçimde yapılması için birtakım tedbirler almıştır; ancak alınan tedbirlere rağmen tehcir, Ermeniler için sıkıntılı olmuştur. Şöyle ki Ermenilerin bir kısmı çetin kış şartlarının etkisi ve salgın hastalıklar nedeni ile, bir kısmı da bölgede yaşayan Müslümanların, özellikle Kürt aşiretlerin saldırıları nedeniyle ölmüşlerdir. Yaklaşık 30 yıl boyunca Ermeni komitacıların zulümlerine, saldırılarına maruz kalan bölgenin Müslüman halkı, maalesef, intikam alma düşüncesiyle tehcir ettirilen Ermenilere saldırmış ve onları öldürmüştür.
- Bilimselliğin en önemli ölçülerinden biri, şüphesiz ki objektiflik/ tarafsızlıktır. Mavi Kitap'ın bu bakımdan bilimsel bir geçerliliği olduğu söylenemez. Çünkü bu kitap, İngiliz Hükümetinin isteği ile Savaş Propaganda Bürosu (War Propaganda Bureau) tarafından hazırlanmıştır; yani bir propaganda kitabıdır ve yanlıdır. 1916 yılında Osmanlı Devleti'nin İngiltere ile savaş halinde olduğu düşünülürse kitabın bilimsel olması beklenemez. Kitapta Taşnak Partisine, Patrikhaneye ve Amerikan Misyonerlere ait olduğu iddia edilen genellikle anı ve mektup niteliğinde belgeler kullanılmıştır. Tehcirin henüz yaşandığı dönemde, bu kişi ve kurumlara ait belgelerin tarafsız olması beklenemez. 1925 yılında İngiliz Dış İşleri Bakanı Austin Chamberlain, Lordlar Kamarasında yaptığı bir konuşmada, Mavi Kitap'ı eleştirerek bu kitabın, ??tamamen temelsiz ve savaş propagandası amacıyla hazırlanmış'' doluğunu itiraf etmiştir.
- Ermenice, Hint - Avrupa dil ailesi içinde yer alır. Morgan, Ermenilerin, Hıristiyanlıktan önce yazılarının olmadığını ifade eder. Ermenicenin yazı dili olarak ortaya çıkması, Ermeni din adamı Mesrop'un (361 ? 441) çalışmalarıyla olmuştur. Mesrop, 38 harften oluşan Ermeni alfabesini hazırlamıştır; bu alfabe, Göktürk alfabesine benzerlikler gösterir. Ermeni alfabesinin teşekkülü, 5. yy.a rastlar. Yukarı Fırat ve Aras havzasında M.S. 5. yüzyıldan itibaren varlığı kaydedilen Ermenice, 405 yılından itibaren Ermeni alfabesi ile yazılmaya başlanmıştır. Osmanlı döneminde Ermeni alfabesiyle kitaplar basılmış, Ermeni dili ve alfabesi korunmuştur.
- Özellikle Osmanlı döneminde Ermeni dili ve edebiyatı, yoğun bir biçimde Türk dili ve edebiyatından etkilenmiştir; bu dönemde Türk âşıklık ve ağıt geleneğinin Ermenilere geçtiğini görüyoruz. Yine bu dönemde, Türk destan ve hikâyelerine benzer biçimde Ermeni destan ve hikayeleri oluşmaya başlamıştır; ortak atasözleri, deyimler, ninni ve türküler oluşturulmuştur. Ermeni edebiyatı, yaklaşık 800 yıl boyunca birlikte yaşadıkları Türklerin edebiyatından ve dilinden oldukça etkilenmiş ve zenginleşmiştir.
- Ermeniler, kendi güvenlikleri için Perslerden kaçıp İç Anadolu'da Kayseri bölgesine; Sasaniler tarafından, zorla, İran içlerine; Araplarca Suriye ve Arabistan'a; Bizanslılar tarafından İç Anadolu, İstanbul, Trakya, Makedonya, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Transilvanya ve Kırım'a; Haçlı seferleri sırasında Kıbrıs, Girit, İtalya'ya; Moğol istilası sırasında Kazan ve Astrahan'a; Ruslar tarafından Kırım ve Kafkasya'dan Rusya içlerine tehcir (göç) edilmişlerdir. Ermenilerin Sicilya'dan Hindistan'a, Kırım'dan Arabistan'a kadar çeşitli bölgelere dağılmaları, dağınık halde küçük topluluklar biçiminde yaşamalarının somut örnekleri/ sebepleri bunlardır.
- Osmanlı Devleti de Selçuklular gibi, Ermenilerin inançlarına ve kültürlerine müdahale etmemiş, Ermenilere karşı hoşgörülü olmuştur. Osmanlı idaresi altındaki Ermeniler, her türlü dini ve kültürel haklarını serbestçe yaşamışlardır. Hatta Ermeniler, Osmanlı toplum yapısı içinde en ayrıcalıklı azınlık/ millet haline gelmiştir. Ermeniler, 19.yy. sonlarına kadar Türklerle birlikte barış içinde yaşamışlar; ibadetlerini ve dualarını Türkçe yapmışlar; Türkçe isimler almışlar ve Türkçe konuşmuşlardır. Abartısız diyebiliriz ki Ermeniler, tarihte en huzurlu dönemlerini Osmanlı egemenliği altında yaşamışlardır. Ermeniler, Türklerle o derece kaynaşmışlardır ki Alman Mareşal Moltke, 1830'lu yıllarda gözlemlediği Ermeniler için ??Ermenilere hakikatte Hıristiyan Türkler denilebilir'' demekten kendini alamamıştır. Ermeni tarihçi Levon Dabağyan, ??Şayet Ermeniler, Bizans hakimiyetinde kalsa idi Ermeni adı tarihten silinebilirdi; Ermeniler, Türkler sayesinde varlıklarını ve kültürlerini sürdürdüler'' demiştir. Ta ki Fransız ihtilali sonrası yayılan milliyetçilik akımına, emperyalist devletlerce kışkırtılana ve misyonerlerce yönlendirilmelerine kadar...
- Osmanlı bürokrasisi içerisinde Hıristiyan Ermenilerin varlığına da rastlanır; Hıristiyan Ermenilerden de önemli mevkilere gelmiş kişiler vardı. Örneğin Paris elçi yardımcısı Agop Gircikyan, Dışişleri Bakanı Gabriel Nuradokyan, Posta ve Telgraf Bakanı Osgan Mardıkyan, Van Vali yardımcısı Ohannes Ferid Efendi, Dışişleri müsteşarı Ohannes Kuyumcuyan, Maliye Bakanlığı müsteşarı Mihran Efendi, Maliye Bakanı Agop Kazasyan, Ohannes Sakız Hazine bakanı, daha alt birimlerde kaymakamlık da dahil olmak üzere bir çok Ermeni, Osmanlı bürokrasisinde görev yapmıştır. Bazı Ermeni bürokratlar da Osmanlı Devleti'ni temsilen Avrupa'nın çeşitli yerlerinde elçilik görevinde bulunmuşlardır; örneğin Dikran Aleksanyan Brüksel, Yetvard Zohrab Londra, Ohannes Kuyumcuyan Roma elçiliğini yapmıştır. Osmanlılar, millet-i sadıka olarak gördükleri için, diğer azınlıklara vermedikleri pekçok makamı Ermenilere güvenerek vermişlerdi.