- Önceleri bazı tabiat ögelerine ve ateşe taptıkları bilinen Ermeniler, M.S. 4. yy.da Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. Ermenilerin milli mezhebi, Hırıstiyanlığın Gregorian (Gregoryan) mezhebidir. Bu mezhebi, Aziz Gregor (Kirkor) adında bir Ermeni kurmuştur. Aziz Gregor, katogigosluk unvanını alan ilk Ermeni din adamıdır. Ermeniler, 301 yılından itibaren Hristiyanlığı kabul etmeye başlamışlardır. Aziz Gregor, Ecmiyazin'i (Ermenistan'ın başkenti Erivan yakınlarında bir yer) ilk katogigosluk merkezi yapmıştır. Ermeni efsanesine göre; Hz. İsa, Aziz Gregor'a rüyasında görünerek mabedin Ecmiyazin'e yapılmasını işaret etmiştir. Ermeni kilisesince kullanılan kutsal yağın yapıldığı Altın Kazan, Aziz Gregor'un sağ eli ve ilk havarilerin bazılarının mezarının burada bulunmasından dolayı burası Ermenilerin ilk ruhani merkezi olarak kabul edilmiştir. Diğer Hıristiyan mezhepleri, Gregoryen mezhebini tanımamışlar ve onu sapkın bir mezhep olarak nitelendirmişlerdir. Ermeniler, kendilerini, ??ilk Hıristiyan millet'' olarak takdim ederler.
- Para, bir devletin hâkimiyet sembollerindendir. Parada hangi devlet ya da hükümdarın ismi geçiyorsa paranın kullanıldığı alanlarda o devletin hâkimiyeti söz konusudur. Kilikya Ermeni Devleti'nin bastırdığı bazı paraların bir yüzünde, dönemin Selçuklu Devleti sultanının ismi diğer yüzünde Ermeni Devleti'nin ismi zikredilmektedir. Bu durum, Kilikya Ermeni Krallığının en azından bir dönem, Selçuklu Devleti'ne bağlı olduğu anlaşılır.
- Doğu Roma, hemen her zaman Ermenilere zalimane davranmıştır. Hristiyanlık öncesi Roma, Hristiyanlığı kabul ettiği için Ermenilere çokça zulümler yapmıştır. Örneğin İmparator Maximin (310 - 313), Hıristiyanlığı kabul eden birçok Ermeni'yi katletmiştir. Hıristıyanlığın Romalılarca kabulünden sonra ise Ermeniler, Ortodoks değil Gregoryen mezhebinden oldukları için işkenceye, göçe ve katliama tabi tutmuşlardır. II. Kostantin (641 - 663), Ermenileri Ortodoks olmaya zorlamıştır. II. Justinien (668 - 698), Müslümanların hâkimiyetini seçen Ermenilerden, Bizans hâkimiyetini seçmesini istemiş, Ermenilerden olumsuz cevap alınca Ermenilerin memleketlerini yakıp yıkıp, yağmalamıştır. İmparator Tiberius, binlerce Ermeni'yi zorla Kıbrıs'a nakletmiştir. Bizans (Doğu Roma) - Ermeni ilişkileri, genelde, bu tür çekişmelerle; Ermenilere yapılan baskı ve zulümlerle doludur. 1046 yılında Ermenilerin merkezi Ani, Bizanslılar tarafından alınmış ve Ermeni Katogigosu zorla İstanbul'a götürülmüş; Katogigos, 1054 yılında sürgünde ölmüştür. Yerine geçen Anili II. Hacik, Ortodoks kilisesinin inançlarını kabul için baskıya zorlanmış, o da işkence görmüş ve 1060'da ölmüştür.
- 1071 yılında Sultan Alparslan ile Bizans imparatorunun yaptığı Malazgirt Savaşı'nda, Bizans ordusu içindeki Ermeniler, Türklerin tarafına geçerek Bizans'ın savaşı kaybetmelerindeki sebeplerden birini oluşturdular. Urfalı Ermeni tarihçi Mateos, Urfa'nın Türkler tarafından fethedildiğinde Ermenilerin bu durumu günlerce bayram gibi kutladıklarını; Selçuklu sultanlarının adaletlerine, şefkatine, insanlıklarına minnettar olduklarını yazmaktadır. Ermeni Tarihçi Asoghik de Ermenilerin, Bizans'a duydukları nefretten dolayı Türklerin Anadolu'yu ele geçirmelerine sevindiklerini yazmaktadır. Aslında Türklerin Anadolu kapılarına dayandığı yıllar, Ermenilerle Bizans arasındaki çekişmelerin had safhaya vardığı yıllardır. Selçuklular, Ermenileri inanç ve kültürlerini yaşama ve yaşatma konusunda serbest bırakmışlar; Ermeniler, Selçuklu egemenliği altında rahat ve huzura kavuşmuşlardır. Mateos, özellikle Sultan Melikşah ve Kılıçarslan'dan övgü ile bahsederek bu hükümdarların, Ermeni halkına çok şefkatli davrandıklarını yazmıştır.
- Ermeniler, 19.yy. sonlarına kadar Türklerle birlikte barış içinde yaşamışlar; ibadetlerini ve dualarını Türkçe yapmışlar; Türkçe isimler almışlar ve Türkçe konuşmuşlardır. Abartısız diyebiliriz ki Ermeniler, tarihte en huzurlu dönemlerini Osmanlı egemenliği altında yaşamışlardır. Ermeniler, Türklerle o derece kaynaşmışlardır ki Alman Mareşal Moltke, 1830'lu yıllarda gözlemlediği Ermeniler için ??Ermenilere hakikatte Hıristiyan Türkler denilebilir'' demekten kendini alamamıştır. Ermeni tarihçi Levon Dabağyan, ??Şayet Ermeniler, Bizans hakimiyetinde kalsa idi Ermeni adı tarihten silinebilirdi; Ermeniler, Türkler sayesinde varlıklarını ve kültürlerini sürdürdüler'' demiştir. Ta ki Fransız ihtilali sonrası yayılan milliyetçilik akımına, emperyalist devletlerce kışkırtılana ve misyonerlerce yönlendirilmelerine kadar...
- Ermeniler, Osmanlı dönemindeki nüfuslarını yüksek gösterme çabası içerisindedirler. Bu sayede, tehcir uygulanan ve ölen Ermenilerin sayısını çok göstererek Türkleri soykırımla suçlamaktadırlar.
ABD'li tarih profesörü Justin Mc Carthy, Ermeni nüfusuna ilişkin Ermeni kilisesinin verdiği rakamların abartılı olduğunu, bu rakamları gerçekçi bulmadığını; Osmanlı istatistiklerinin daha güvenilir olduğunu söyler. - Osmanlı Mebusan Meclisinde, her dönem, mutlaka Ermeni milletvekili bulunmuştur; sadece 1. Dünya Savaşı sonrası, 1920 yılındaki Osmanlı meclisinde Ermeni milletvekili yoktu. 1876/ I. Meşrutiyet Meclisinde 9, 1908/ II. Meşrutiyet Meclisinde 11, 1914 meclisinde 12 Ermeni milletvekili vardı.
- Osmanlı Devleti'nde kamu hizmetlerinin/ devlet kademelerinin pek çok sahasında/ farklı yerlerinde görev alan onlarca Ermeni olmuştur. Ermeniler diğer azınlıklardan farklı olarak devletin en alt birimlerinden en üst birimlerine kadar birçok görevlerde bulunmuşlardır. Devlet, Ermenileri dışlamamış; onlara güvenmiştir. Örneğin 16. yy.da vezirlik (Bakanlık) makamına kadar yükselmiş olan Mehmet Paşa, Maraş Ermenilerinden Kaptan-ı Deryalık yapan Halil Paşa, Vezir-i azam (Başbakan) makamına oturmuş Ermeni Süleyman lakaplı Süleyman Paşa; bu kişiler, Müslüman olmuş Ermenilerdir.
- Edgar Granville, Rusların, Osmanlı Ermenilerine olan yakınlığının sebebini şöyle özetlemektedir: "Kelimelerle oynamaya gerek yoktur. Rusların amacı, Anadolu'nun doğu vilayetlerini Rusya'ya bağlamaktır."Edgar Granville, Rus tahrikinden önce Osmanlı ülkesinde hiçbir Ermeni hareketi olmadığını belirtirken; Ermeni yazar Kaprielyan, ihtilal vaat ve telkinlerini Ruslara borçlu olduklarını ifade etmektedir.
- Komitacılar, yaklaşık 2.000.000 ? 2.500.000 Müslümanın ölümünden sorumludurlar; komitacıların eylemleri nedeniyle 500.000 ? 800.000 Müslüman, canlarını kurtarmak için yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmışlardır.