Yenilenmeyi, tazelenmeyi dışta arama yanılgısına düşmüştür bir kere... Oysa bakışını içine yöneltse, baş döndürücü bir yenilenişin kendisinde gerçekleşmekte olduğunu görecektir. (18)
Bir yılda, zamanı bereketlendiren ve tazelendiren kutlu aralıklar vardır. Ramazan... Yılın ömrünü uzatır o. Unutulmaz tatlar hediye eder. Kandil gecelerinde, yeryüzü ilâhî bir renge boyanır. Kadir gecesi, zamanın görebileceği en aydınlık ve şerefli durak olur. Ve zaman, yürüyüşünü abes, anlamsız bulmasın diye ona "cuma" ihsan edilmiştir. Haftada bir dünyayı yumuşatan küçük bir bayram... (21)
Hayat acılarla doludur."İnsanlar yaşamaktan bıkmasınlar diye, acıların yüzüne bir parça tebessüm çalınmıştır" sadece. Bizim, zaman aralıklarında karşılaştığımız, mutluluktan çok biraz gönül huzuru, bir parça iç rahatlığıdır. (25)
Tebessüm ne güzel kelime! O eksik olmasın diye ne yapsa azdır insanlar. Ömür dediğimiz, bir tebessüm biriktirme yarışı olmalı; çünkü ölürken götüreceğimiz en son ve tek güzelliğimizdir tebessüm. Bütün ömrün özeti gibi, iyi işlerden, anlamlı bir oyundan kalan son yeryüzü hatırası... Bütün amaç bu değil mi yaşamaktan? Giderken yüzünde bir tebessüm çaktırmak, bir hoş sadâ bırakıp gitmek... (26)
Ve çoğu kez mutlu olmak, zengin olmakla aynı anlama gelmektedir. Bir ömür yaşar da, hayatın her ayrıntısına, varlığın yüzüne sinmiş mutluluk izlerini göremeyiz. (26)
Ağız tadıyla yaşamak istiyorsak küçük şeylerden mutluluk çıkarma sanatını öğrenmeliyiz. (26)
...insanlar, aç hevesler peşinde koşarken görme yeteneklerini kaybediyor olmalılar. (26)
İnanmış bir kişi için sevinç duyacak ne çok şey vardır yerde ve göklerde! Tabiat, güzelliklerini hiç esirgemez, en göz alıcı, en gizli inceliklerini tattırır insana. Göz açıp çevrenize şöyle bir bakın! Bırakın tüm yeryüzü saltanatlarını, göğe bakın. Yerin kirlerine inat, coşkun ve onurlu bir mavilik taşır gök. Yüreğinizi kendine doğru çağıran bir mavilik... (26)
Martılar, özgürlüğün deniz kuşları, iki mavinin beyaz serüvencileridir. (26)
Fotoğraf, insanın garip icatlarından biridir.Güzelim âdemoğlu, zamanın önünden kaçırabildiği görüntülerini bir kağıt parçasında dondurur; sonra döner, "kendi hüsnüne" âşıkmış gibi seyreder onu. Gün gelir, Cahit Sıtkı gibi: "Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim / Nerde o günler, o şevk o heyecan / Bu güler yüzlü adam ben değilim" demekten de kendini alamaz. (33)
Jean Genet
Necib Mahfuz
Özen Yula
İnci Aral
Isabel Allende
Christian Jacq
Emin Çölaşan
Aşkım Kapışmak
Desiderius Erasmus
İskender Pala