İşte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.
Bazı adamlar için yaşamak ne kadar zorlaşıyor farkında mısın?
"Bazen uzaklara baktığımda gözlerini üzerimde hissetmek hoşuma gidiyor" diyor kadın. Erkeğe düşense sadece o an gözlerini kaçırmaktır kadının üstünden.
İnsan bir yağmuru ezberinde tutmalı.
Çocuklar biraz da annelerin gözleri üzerinde olduğu için korkularından uzaklaşırlar.
Gitmek istemezsen bir şiir miktarı kadar otursak diyorum.
Modern hayat; otomatik, mekanik, tekdüze, tek sesli, naylon, kokusuz, stresli, tek frekanslı aşkları dayatıyor hepimize. Oysa aşk, masa üstünde kurmalı saattir. Gözlerine bakmayı, ellerine dokunmayı gerektirir.
Gidelim buradan. Senin masumiyetini, bilgelik zamanlarından kalma sırları, dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alıp da gidelim. Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.
Ne çok karanlık sıkışmış içimize. Her ışıkta, geçmişte kalan kekik kokulu bir anı, geleceğe uzanan altın tüylü kuş kanatları var.
Ezber cümlelerin, ezber duyguların içine aktığını varsayarken, gerçekte sevgilinin kalbine dokunmak gerektiğini unutuyor insan.
Stephen King
John Flanagan
Konstantin Stanislavski
Henry David Thoreau
Cemil Kavukçu
Cezmi Ersöz
Erol Çelik
Sait Faik Abasıyanık
Samuel Beckett
Lily Prior