"Demek buradasın," dedi. "Ben de benden kaçtığını düşünmüştüm." "Kaçıyordum," dedim dürüştçe.
Aramızdaki boşluk bir kanser gibi büyüyordu ve bunun artık kontrol edilemeyecek kadar yayılmış olduğundan korkuyordum
"Masalsız bir çocukluğa çocukluk mu denir? Peki, kitabevleri olmadan çocuklar masalları nasıl sevebilir? Bir bilgisayar insana bunları veremez."
Ama beni saatten çok, onun arkasına yazdırdığı şey duygulandırdı. Arkasında, 'Seni zaman duruncaya dek seveceğim,' yazıyor.
"Günümüz insanlarının problemi, kendilerini fazla ciddiye almaları."
Herkesin ona mutluluk veren, gözlerini kapattığında gördüğü, zihninin onu o rahat, güvenli ve sıcak köşeye sürüklediği bir yeri vardır. Benim için bu yer, zümrüt yeşili duvarları ve geceleri gökyüzünde parlayan yıldızları çevreleyen büyük pencereleri olan kitapeviydi.
"Ama kitapları harika yapan şey de bu," dedim başımı iki yana sallayarak. "Böylece sen de okuduklarına kendini katıyorsun."
Aşkın en doğru tarifinin, iki insanın dürüstçe bir araya gelmesi ve sadece birbirlerini sevmesi olduğuna inanıyorum.
"...Birine güvenmeyeli çok uzun zaman oldu."
"Mesele şu ki, artık kendimi hayal kırıklığına uğratmak istemiyordum..."
John Fowles
Hilmi Yavuz
Mehmet Ali Kılınç
Nasuh Mahruki
John Steinbeck
Mario Mazzanti
Salah Birsel
Jean-Christophe Grangé
Ferit Edgü
Carlos Ruiz Zafon