Öyle sanıyorum ki ,zamanın geçişi ve insanların seneler ilerledikçe karşılaşacakları değişmeler ,bende bin kat daha hızlı ve sert oldu.
Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar.
Yazmak bir ihtiyaçtı, zorunlu bir görevdi benim için. Uzun süredir bana işkence eden bu devi öldürmek istiyordum, çektiklerimi kağıda geçirmek istiyordum.
Bütün hayatımı bir salkım üzüm gibi avucumda sıkmak istiyorum suyunu, hayır, şarabını damla damla, gölgemin kurumuş boğazına akıtmak istiyorum, kutsal su gibi.
Ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş ama ne yanmış ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor.Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş.
Bana öyle geliyor ki ben şimdiye kadar kendimi tanımamıştım.
"Ayyaş içer, edebiyatçı yazar, yontucu taşı yontar; acısını dindirmek için her biri en güçlü iç güdüsünden medet umar, ve gerçek sanatçı kendi bağrından şaheserler yaratır."
Hayat tecrübelerimle şu yargıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anladım, elden geldiğince susmam gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım
Zifiri bir gecenin koynunda kımıldayıp duruyordum, ömrümü dalgalarına gömmüş, derin bir geceydi bu...
Doğa ile aramda bir bağ kurulmuştu, ruhuma inmiş, çökmüş derin karanlıkla benim aramda bir bağ. Böyle bir sessizlik, bizim anlayamadığımız bir lisan gibidir.
Ahmet Altan
Hekimoğlu İsmail
Füruğ Ferruhzad
Jack London
Halide Edib Adıvar
Hermann Hesse
Irvin D. Yalom
John Green
Kemal Sayar
Sylvia Plath