Sözcüklerin ötesinde bir dil var. Sözcüklere gereksinim duymayan bu dili çözümlemeyi öğrenmeyi başarırsan dünyayı kavramayı başaracaksın.
Değişmek istemiyorsun çünkü nasıl değişeceğini bilmiyorsun
Risk alarak, başaramamak hayal kırıklığı, yanılmak gibi riskler alarak, ama aşk?ı aramaktan hiç vazgeçmeyerek. Aramaya devam ettiğin sürece, sonunda zafere ulaşırsın.
Her yaşamda birden fazla ruh-eşine rastlamak olanağı var mıdır? Evet ve öyle olduğu zaman kalp bölünür, sonucu da acı ve ıstıraptır. Evet, üç ya da dört ruh-eşiyle karşılaşabiliriz. Çünkü çok sayıdayız ve çok çeşitli yerlere dağılmışız.
Meleklerin soyundan gelen ve Tanrı?yla iletişim kurabilmek için yalnızlığa ihtiyaç duyan birkaç yaratık dışında, insanlığın geri kalanı, ancak yaşamlarının bir noktasında, bir anında ruh-eşleriyle karşılaşabildikleri takdirde Tanrı?yla bütünleşebilirler.
Zorluklardan korkmazdı, onu ürküten belirli bir yolu seçmeye zorlanmaktı. Bir yol seçmek demek, öteki yolları deneme fırsatını kaçırmak demekti. Dünyada hiç bir şeyin kendisi kadar önemli olmadığı bir dönem geçirmişti. O dönemde birkaç erkek arkadaşı olmuş ve hiç birini sevdiğine inanmamıştı, ama sonra aşkın bir dakika içinde bitiverdiğini görmüştü. O zamana kadar geçirdiği deneyimler arsında en zor olanı aşktı.
Büyü bir köprüdür. İnsanın görünür dünyadan görünmeyen âleme geçmesini ve her iki dünyanın derslerini de öğrenmesini sağlayan bir köprüdür.
Her yeni yaşamda, bu Ruh-eşlerinden en az birini bulmak için gizemli bir zorunluluk duyarız. Onları ayırmış olan Büyük Aşk, onları yeniden bir araya getiren Aşk?la mutlu olur. İnsan ruh-eşini gözlerinde ki ışıktan tanıyabilir, ezelden beri insanlar gerçek aşkı böyle bulmuşlardır.
İnsanlar reankarnasyonu düşünürken, çok zor bir soruyla karşı karşıya kalırlar: eğer başlangıçta yeryüzünde o kadar az kişi ve şimdi de bu kadar çok kişi varsa, bütün o yeni ruhlar nereden geldi? Cevap basit, bir takım belirli reankarnasyonlarda ikiye bölünürüz. Ruhlarımız tıpkı kristaller ve yıldızlar gibi, hücreler ve bitkiler gibi bölünür. Ruhumuz ikiye bölünür, o yeni ruhlar da sırayla ikiye bölünürler; böylece birkaç kuşak için de Yeryüzü?nün büyük bir bölümüne dağılmış oluruz. Bizler simyacıların ?Anima Mundi? yani Dünya?nın Ruhu dedikleri şeyin parçalarını oluşturuyoruz.? Bu yüzden ikiye bölündüğümüz gibi, bazen de kendimizi buluruz. Kendimizi bulma sürecine Aşk denir. Çünkü bir ruh bölündüğü zaman, her zaman bir erkek bir de dişi parçaya bölünür.
Yaşamının en önemli alanı olan aşkta bile, birine bağlanmayı, kendini sevgiye adamayı becerememişti. Aşktaki ilk hayal kırıklığından sonra, hiçbir zaman kendini tamamen vermemişti. Acı çekmekten, kaybetmekten, ayrılmaktan korkuyordu. Oysa bunlar aşk yolunda karşılaşılması kaçınılmaz olan şeylerdi ve bunu önlemenin tek çözümü, o yola hiç girmemeye karar vermekti. Acı çekmek için, aşkı reddetmek gerekiyordu. Bu da hayattaki kötülükleri görmemek için kendi gözlerini çıkarmak gibi bir şeydi.
Azra Erhat
G. K. Chesterton
Markus Zusak
F. Scott Fitzgerald
Enver Aysever
Sinan Yağmur
İlhan Berk
Cezmi Ersöz
Milan Kundera
Bernard Lewis