Savaşların ilk kurbanı insanlık onurudur.
Zaten hukuki ayıpları örtmenin en iyi yolu hep "vatan güvenliği" gerekçesi olmuştur.
...üç gündür hendek kazıyorum, baştan aşağı çamurla kaplıyım, hayatımda görmediğim, bana hiçbir kötülüğü dokunmamış beş-altı kişinin kanını taşıyorum üstümde. Haysiyetimizi korumak için, "haklı savaş" diyorlar buna, sanki savaşta haysiyete yer varmış gibi.
Bütün savaşlar bir gün biter, ölülerin sırtından bir sürü insan zengin olur.
Bedenim nefes alıp vermeye devam etse de ruhum artık öldü; çünkü ne buradan ayrılabiliyorum ne de senin yanımda olmanı sağlayabiliyorum.
En uzun ağaçlar dahi böyle küçücük tohumlardan çıkar. Bunu unutma ve hayatta sakın aceleci davranma
Sevdikleri tarafından terk edilen kadınlar ya da erkekler yalnızca kendi ıstıraplarına odaklanırlar. Kimse ötekine ne olduğunu merak etmez.
Yanlış devirde doğmuş bir kadınım ben, hiçbir şey düzeltemez bunu.
Çiçekler hiçbir şeyin kalıcı olmadığını öğretir bize; ne güzellikleri kalıcıdır ne de solgunlukları; çünkü sonradan yeni tohumlar verirler. Mutluyken de üzgünken de hatırla bunu. Her şey geçip gider, yaşlanır, ölür ve yeniden doğar.
Hayat bana neden bu kadar kısa zamanda bu kadar çok şey yaşattı, bilmiyorum. Zor anlara dayanıp dayanamayacağımı görmek için. Özümün sağlam olup olmadığını görmek için. Bana tecrübe kazandırmak için. Ama bunu başarmanın başka yolları, yöntemleri de var. Beni ruhumun karanlığında boğmasına, hiç kimsenin rehberliği olmaksızın kurtlar ve başka vahşi hayvanlarla dolu bu ormandan geçirmesine gerek yoktu.
Albert Camus
Friedrich Wilhelm Nietzsche
İnci Aral
Attila İlhan
Judith McNaught
Batuhan Dedde
Enver Aysever
İclal Aydın
Jane Austen
Marc Levy