Çiçekler hiçbir şeyin kalıcı olmadığını öğretir bize ; ne güzellikleri kalıcıdır ne de solgunlukları ; çünkü sonradan yeni tohumlar verirler . Mutluyken de üzgünken de hatırla bunu . Her şey geçip gider ,yaşlanır , ölür ve yeniden doğar.
Aşk bir zehirdir. İnsan aşık olduğu anda hayatının dizginlerini kaptırır , varlığı tehdit altındadır artık ; çünkü gönlü ve aklı bir başkasının olur.
Hayatın bizi nereye götürdüğünü bilmediğimiz zamanlarda aslında kaybolmuş değiliz.
İdamıma , o saçma casusluk iftirası yüzünden değil ,hayalini kurduğum kişi olmayı seçtiğim için karar verildiğini hepimiz biliyoruz; hayallerin bedeli hep yüksek olmuştur.
Kadın , ölmeden önce yaşamlarımızın en ince ayrıntısına kadar planlandığını söylemişti; doğmak, okula gitmek, koca bulmak için üniversiteye devam etmek ,dünyanın en fena adamıyla olsa bile sırf kimsenin bizi istemediğine dair söylentiler çıkmasın diye evlenmek ve çocuk sahibi olmak,yaşlanmak,son demlerde kaldırıma bir sandalye koyup gelen geçeni seyretmek,hayatta her şeyi biliyormuş gibi davranmak ama yüreğinin "Başka bir şey yapmayı deneyebilirdin" diyen sesini bir türlü susturamamak.
Buldugun sey saf maddeden yapilmissa, hicbir zaman curumeyecektir. Ve oraya birgun geri doneceksin. Bir yildiz patlamasi gibi bir anlik isiktan baska bir sey degilse, o zaman geri donusunde hicbir sey bulamayacaksin. Gene de en azindan bir isik patlamasi gormus olacaksin. Yalnizca bu bile yasamis olmanin zahmetine deger...
- "Çiçekler hiçbir şeyin kalıcı olmadığını öğretir bize; ne güzellikleri kalıcıdır ne de solgunlukları; çünkü sonradan yeni tohumlar verirler. Mutkuykende üzgünkende hatırla bunu. Her şey geçip gider, yaşlanır, ölür ve yeniden doğar." -"En uzun ağaçlar dahi böyle küçücük tohumlardan çıkar. Bunu unutma ve hayatta sakın aceleci davranma."
Kız için bütün günler birbirinin aynıydı ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar,güneş gökyüzünde hareket ettikçe,hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar.
Hepimiz kendi yaşamımızın ,kendi geçmişimizin ,doğru ya da yanlış kebul ettiğimiz yasaların tutsağıyız.
?Hayır. Siz farklı bir insansınız, ama herkes gibi olmak istiyorsunuz. Bu da, bana kalırsa, ciddi bir hastalıktır.?
Chris Cleave
Desiderius Erasmus
O. Henry (William Sydney Porter)
Bertrand Russell
Seda Akgül
Bediüzzaman Said-i Nursi
Yılmaz Odabaşı
Ayşe Kulin
Laurent Gounelle
Alphonse Daudet