"Ben çıkarıma bakarım" diyeceksiniz, bunun için "Babamı bile tanımam" diyeceksiniz. Kimseyi tanımayacaksınız; hele hayattan çıkarı olmayanları hiç!
Birçok kelimenin anlamını bugün de bilmem. Ahmet ne kadar cahil derler. Daha, bilmem ne kelimesini duymamış. Başımı sallarım. Birlikte acırız Ahmet'e: Oysa, o kelimenin anlamını ben de bilmiyorum.
Bir gün bütün değer yargıları değişecek ve yargılananlar yargıç, eziyet edenler de suçlu sandalyesine oturacaklardır ve onlar o kadar utanacaklar, o kadar utanacaklardır ki utançlarının ve suçlarının ağırlığı yüzünden ayağa kalkamayacaklardır.
Hep bizim adımıza, bize benzemeyen insanlar çıkarıyorduk aramızdan.
İnsanlar, Selim Işık'ın başına gelenlerden habersiz, aceleyle birtakım yerlere gidiyorlardı: birtakım insanlar, birtakım yerlere.
Gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz.
Kimse aydıklıkta konuşmaya cesaret edemiyor.
"Bence, sen bu tangoyu dansederken dinlemelisin Metin." Çevresine baktı: "Acaba sana göre bir parça bulabilecek miyiz?" Yan masadaki boyalı şarışım gülümsedi. "Evet, unutmuştuk." Olur, anlamına kadına başını salladı. Kadın, kırıtarak kalktı: "Arkadaşım da gelebilir mi?" Gelebilir. Bütün dünya gelsin. Ben tek başıma...
Dünya bir kerhanedir: her gelen yaptı geçti.
Her şeyi duyuyoruz, hiçbir şeyi bilemiyoruz Olric... Hep, bir yerlerde birşeyler oluyor, biz bilemiyoruz Olric.
İpek Ongun
Mustafa Kemal Atatürk
George R. R. Martin
Yılmaz Yeşildağ
Yaşar Kemal
Pierre Rey
F. Scott Fitzgerald
Sigmund Freud
Metin Altıok
Miguel de Cervantes Saavedra