Günler bu olaylara üzülmekle ya da aldırmamakla geçiyordu...
Demek bütün bu üzüntüleri yaşamaya ihtiyacım varmış.
Kolayca içini döken bunca insan varken doğrusu kimsenin zorla onların ağzından laf almağa niyeti yoktu. Ne sanıyorlardı kendilerini?
Kelimenin bütün anlamıyla yalnızlık biraz garipti.
Böyle şeylere aldırmıyorlardı; zaten, aldıracak çok az şey kalmıştı.
Neler söyleyeceklerini duyar gibi oluyorum; duymak istemiyorum.
Gerçek,başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür.
" 'Dost aldırışsız, felek acımasız, devir kararsız / dert çok, dert ortağı yok, düşman zorlu, talih güçsüz' "
Gerçek,başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür.
Bütün dünya saatleri birleşiniz,aynı zamanı gösteriniz.
Muhyiddin İbn Arabi (Ebû Bekir Muhammed b. Ali)
Sigmund Freud
Mustafa Armağan
Henry Miller
Kadir Aydemir
Haldun Taner
Ahmet Hamdi Tanpınar
Can Dündar
Mehmed Uzun
Karen Kingsbury