Üstün insana alışık olmadığımız için Mustafa gibi insanların gerçek üstünlüklerini de belki efsane sanıyoruz çoğu zaman. Hep verilenle yetindiğimiz için bunun ötesini merak eden kafaların varlığına alışmakta güçlük çekiyoruz. Belki onu efsaneleştirerek bir bakıma kurtulmak istiyoruz böyle değişik insanlardan. (...) Öyle ya, onu gözümüzde çok büyütmezsek, sonra onun gibi bütün gücümüzle kendimizi ve dünyayı değiştirmeye çalışmak zorunda kalırız.
Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım. Bana acımayın. Ben kötüyüm; sizlere karşı kötü duygular besledim içimden. Beceriksizliğimden uygulayamadım kötü düşüncelerimi.
"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: "Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda."
Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.
"Önce kelime vardı" diye başlıyor Yohanna'ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık... Kelimenin bittiği yerden başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.
Herkesin istediği gibi yaşadığı uzak bir ülkenin özlemini duyuyorum.
Karşılığını bulamadığım bütün sözleri söyleyenlerin hepsi ölmeden rahat edemem,anlıyor musunuz?Yoksa,bütün bu acıları ömrüm boyunca içimde taşırım.
Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur,sana çay pişirmek gibi.Ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca.Tahtalar gıcırdar.Hayır,zamanla öğrenirim hangi tahtaların ses vermediğini.Sonra ne yaparım?Uyanmadı,çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim.Bütün hayatımı,en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım.Artık ne olacaksa olsun istiyorum.
Can çekişmek nasıl bir şey bilir misin Olric. Hayır, efendimiz, nasıl bir şey? Ona söyleyebileceğin o kadar şey varken susmaktır Olric.
İnsanlardaki zavallılığı,önce çocuklar seziyor galiba.Delileri de önce onlar kovalar.
Jack London
Cemalnur Sargut (Cemâlnur Sargut)
Charles Baudelaire
Azra Erhat
Murat Menteş
Engin Geçtan
Eddi Anter
Seda Akgül
G. K. Chesterton
Rainer Maria Rilke