"Eski düzene isyan ediyorum ve eski düzenin değişmesine karşıyım."
Ne yazık onlara ki kalpleri temiz olmadığı için herkesi kötü sanırlar ve günahsıza ve günahkara bir fark gözetmeden kötülük ederler. Ne yazık onlara ki duygulu çekingenliği korkaklık, samimiyeti yaltaklanma ve yardımı bir baskı sayarlar. Ne yazık onlara ki kendilerine açılan saf bir kalbi zaaflarından istifade edilecek, istismar edilecek bir akılsız sayarlar. Onların, geleceği yaratan insanlar arasında yeri yoktur. Unutulacaklardır. Bir gün bütün değer yargıları değişecek ve yargılananlar yargıç, eziyet edenler de suçlu sandalyesine oturacaklardır ve onlar o kadar utanacaklar, o kadar utanacaklardır ki utançlarının ve suçlarının ağırlığı yüzünden ayağa kalkamayacaklardır.
Ellerinde, kayışlarla tuttukları bir tabut vardı. "Demek bugün gömeceksiniz ?"dedi onlara. Adamlar tabutu yere bıraktılar. Ceplerinden kara mendiller çıkarıp terlerini sildiler. Turgut yüzlerini hatırlayamıyordu bu adamların. Bir süre karşı karşıya durup konuşmadılar. Sonra, adamlardan biri; "Bu kadar paraya yapılmazdı bu iş," dedi. "Bize bu kadar ağır olduğunu söylememiştin." "Ben de bilemedim," diye çekinerek karşılık verdi Turgut. "İnsan ölünce çok daha hafif olur sanmıştım."
Olric, birini nasıl seviyorduk? Nerden başlıyorduk? İlk önce seviyor muyduk? Yoksa ilk önce güveniyor muyduk? Neyse çayı nasıl demliyorduk ? Oğuz Atay - Tutunamayanlar
Olric, birini nasıl seviyorduk? Nerden başlıyorduk? İlk önce seviyor muyduk? Yoksa ilk önce güveniyor muyduk? Neyse çayı nasıl demliyorduk ? Oğuz Atay - Tutunamayanlar
Olric, birini nasıl seviyorduk? Nerden başlıyorduk? İlk önce seviyor muyduk? Yoksa ilk önce güveniyor muyduk? Neyse çayı nasıl demliyorduk ? Oğuz Atay - Tutunamayanlar
Olric, birini nasıl seviyorduk? Nerden başlıyorduk? İlk önce seviyor muyduk? Yoksa ilk önce güveniyor muyduk? Neyse çayı nasıl demliyorduk ? Oğuz Atay - Tutunamayanlar
"Bir yaşantıyı tam bitirmeli. Hiçbir iz kalmamalı ondan. Yeni yaşantılar için. Yeni yaşantılar için. Bunu önceden bilseydim yaşantı milyoneri olmuştum."
"En küçük bir memur olmak için bile sağlık muayenesi şart olduğu halde, bu deliler nasıl oluyor da kaderimize hükmeden yerlerde bulunabiliyorlar. Bu soruyu açıkça sormak gerekir. Yıkılan binalardan, çöken yollardan, bakımsızlıktan ölen insanlardan, salgın hastalıktan, sellerden, depremlerden sorumlu kimdir? İnsanlık bu delilerin eline mi bırakılacaktır."
Mısra 263: Hayattan yok çıkarım Selim?in içgüdüleri iyi gelişmemişti. Çıkarını pek bilmezdi. Oysa... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır. Her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. Yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda başarıya ulaşacaklardır. Kimse, onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. Bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır. Gazetedeki ölüm ilanı bile, yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. Hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır. Ölüm bile onların adlarını duyurmaya yetmeyecektir. Herkesin mezarında güller ve menekşeler büyürken, onların mezarlarını otlar bürüyecektir. Mezarları bir kenarda kalmasa bile, büyük ve muhteşem anıtların arasına sıkışıp kaybolacaktır. Cennetteki muhallebicide de garson onlarla ilgilenmeyecektir. Ağız tadıyla bir keşkül yiyemeden masadan kalkacaklardır. Gene de garsona bir bahşiş bırakmak zorunda kalacaklardır. Hayattan çıkarı olmayanların hayatı, çıkmaza sürüklenecektir.
Panait Istrati
E. L. James
Vehbi Vakkasoğlu
Celil Oker
Thomas Mann
Oya Baydar
John Hart
Senai Demirci
Samiha Ayverdi
Fazıl Hüsnü Dağlarca