Garson koştu: "Bir şey mi istediniz?" Kendine geldi. Beğenmedim bu Kenan'ı. Alın götürün. Bir dondurma daha ısmarladı. Bu çocuğun bütün hayatını biliyoruz Kenan. Bizimle yaşamadığı bir yönü var hayatının: kimsenin yaşamadığı bir yönü. Yalnız, bilemiyoruz neyi yaşamadığını. Kimlerle yaşamadıysa onları bulmalı. Yanılıyorsunuz aziz dostum Doktor Vatson. Kendisi, içine dönük bir insandı: hiç parmak izi bırakmış olduğunu sanmıyorum. Mister Holmes yanılıyorlar. İz bırakmayan bir suçlu kriminoloji tarihinde görülmemiştir. Deniliyor ki bir çok insanın kanına girmiş olan Kafka bile bütün evrakını yakamamış. Biliyorsunuz sayın üstad: acele etmemek gerekir. Zamana bırakın. Ne korkunç söz! Bir daha söylediğini işitmeyeyim Vatson. Fakat, haklı olabilirsin azizim. (Bütün meseleleri bu uşak ruhlu herifin çözmesine, hiç olmazsa çözmeye kalkışmasına da içerlemiyor değilim) Yalnız kediler, ölecekleri zaman bir iz bırakmadan kaybolurlar. Dostumuz da hiçbir şekilde evcil bir hayvan olarak düşünülemeyeceğine göre... Gerçekten, bu bir hareket noktası olabilir. Onunla yaşayanları kimden öğrenebilirim? Önce, bütün şüpheli kişileri baştan gözden geçirmeliyim. Evinde bir arama yapın. Derler ki ruh bozuklukları insanı son derece kurnaz yaparmış. Yani deliler, bizden akıllı mı Vatson? Adımı, çamaşır suyu markası gibi telâffuz etmemenizi rica edeceğim. Mister Holmes. İntihar bir akıl hastalığıdır ve ancak bir akıl hastasının körleşmiş duygularının sağladığı soğukkanlılıkla başarılabilir. Muhakkak bir iz bırakmıştır; aksine ihtimal veremiyorum. Yalnız bunu, çok akıllıca, kurnazca yapmıştır. Manyakça bir zevk almıştır bunu yaparken de. Saçma. Selim'in böyle bir aptallık yapacağını sanmıyorum. Kimseye zararı dokunmayan soyut bir kötülüğüm ben, büyük ve mustarip bir ruhun iç çekmesi olarak kabul ediyorum. Psikolojiyle kriminolojiyi birbirine karıştırıyorsun Watson. İlmin sonu yoktur. Ukalalık etme Kenan. Garson, bu ne biçim Kenan?
...Günseli derdi beni on sekiz tanısaydın hayır tanımasaydın hiç istemiyorum o günlere dönmeyi derdi aptallıklarıma beceriksizliklerime her dokunduğunu kıran ellerime kapıları bulamayıp yanlış kapılar açan ellerimin dalgınlığına yanlış sözlerime teşekkür etmek yerine özür dileyen sarsaklığıma terleyen ellerime dönmek istemiyorum yeni baştan aynı kâbusları yaşamak istemiyorum sana roman gibi gelse de senin hatırın için bile yapamam aynı şeyleri oysa karikatürlerde ne kadar sevimli gösterirler bu insanları başka yerlerde de sevimli gösterirler yalnız yaşarken kimse sevimli görmez bütün bunları oysa okurken resimlerini seyrederken ne kadar acırsınız onlara gene de gülmeden durmazsınız ben bile gülerim oysa onlar gülemezler ben de aslında gülemem beni en çok seven annem bile bana benim aptal oğlum derse gülemem işte anlıyorum Günseli...
...Selim kalkardı ellerime sarılır beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi boş yere mağaramdan çıkarma beni alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna tedirgin etme beni bu sefer geride bir şey bırakmadım tasımı tarağımı topladım geldim neyim var neyim yoksa ortaya döktüm beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim beni uyandırma...
...elektriği açık bırakmışsınız pencereyi kapatmışsınız radyoyu kapatın başım ağrıyor roman okuyup gözlerinizi yormayın boşuna elektrik yanıyor okuduklarınızın hepsi yalan senin bana isyan etmene bu kitaplar sebep oluyor bu yüzden karşıma geçip bacak bacak üstüne atarak sigara içiyorsun yemeğin suyu bitmiş altını kısın ayakkabılarının burnunu eskitmişsin taşlara çarpma sen başka bir söz bilmez misin tuzluğu fransızca istemekten başka kültürün yok kapayın pencereyi üşüyorum açın pencereyi yanıyorum tek heyecanım ölüm ondan korkuyorum çok yaşamak için iki nefes alıyorum bir nefes veriyorum gazetelerin bütün tavsiyelerini tutuyorum bak yaşlandım küçüldüm nereyse gökyüzüne uçacağım aç bakalım şu radyoyu belki sevdiğin bir şey çalıyordur...
"Demek ki yolda durmak mümkün olmuyordu;böyle bir hürriyet yoktu.Sadece sürüklenme,kalabalığın arasına kapılma hürriyeti vardı."
gömlek, pantolon, çorap, ayakkabı. önce çorap. hayır olmadı. önce pijamalar çıkarılacaktı. çünkü neden? çünkü pijamalarını çıkarmadan çorabını giymeye başlayan bir insan, kendini giyinme eyleminin içinde bulduğu için, pijamalarını çıkarınca onları katlamadan yatağın üstüne fırlatır. bunun zararı nedir? bunun zararı şudur: bakkaldan dönünce katlanmamış pijamalarla karşılaşan yalnız bir insan, istemeden bir geriye dönüş yapar ve bu arada hiç yaşamadığını düşünür. işte mantık ve ruhbilim böyle birleştirilir albayım. ah yalnızlık albayım!
Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu.
Ölmek bile, kendilerine böyle bir görev verilenlerin işidir.
Beceriksiz ve küçük hesaplıydım hemen ulaşmak istiyordum hedefime.
Akılsızca Ümitler besliyordum.
Ahmet Şerif İzgören
Jostein Gaarder
Turgut Uyar
Halit Ertuğrul
Paul Auster
Friedrich Engels
Beşir Ayvazoğlu
Bediüzzaman Said-i Nursi
Edip Cansever
Lawrence Durrell