Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi. Ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca. Tahtalar gıcırdar. Hayır, zamanla öğrenirim hangi tahtaların ses vermediğini. Sonra ne yaparım? Uyanmadı, çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim. Bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.
Aklımın içini örümcek ağları sardı; kafamın sandalyelerinde elbiseler, gömlekler, çoraplar birikmeğe başladı; kurduğum hayaller bir bekar odasının dağınıklığına boğuldu.
Yalnızlığın dinini yayıyordum.
Oysa, kolayı vardır: Herkesin yüzüne bakıp gülümsersin aptallar gibi. Onlar seninle alay mı ediyor, sen de kendinle alay ediyor...muş gibi yaparsın. Sonra bir yolunu bulup hemen albayına koşarsın.
Ben böyleyimdir albayım. Önce akıl almaz bir tutukluk gelir üstüme; daha yaşamadan büyük bir yorgunluk çöker.
ışık mı azdı? Yoksa insan aynı parlaklıkla görmüyor mu kafasından geçenleri?
Bu senin hayatındı oğlum Hikmet. Böyle bir hayat üzmedi mi seni?
Meselâ; karanlıktan sonra birden bire nasıl aydınlık olur albayım? Siz hiç görebildiniz mi?
İnsanlardaki zavallılığı önce çocuklar seziyor galiba. Delileri de önce onlar kovalar.
Çocuklardan kendini koruyamazsın. Görünüşe aldanmaz onlar.
Mine Söğüt
Michael Palmer
James Dashner
Cemalnur Sargut
Sabahattin Ali
Naşide Gökbudak
John Fowles
Michel de Montaigne
Jamie McGuire
Vehbi Vakkasoğlu