Endişe... Zakkumun acı yapışkan özsuyu ve cesedi bakışın.
Öncenin büyük hayır'ı bırakmalı kendini/ gelecek Evet'e! Göğün her vakti kucaklamalı açık pırıltılarını/ gündüz sefalarının.
Az bir sevgiyle al beni gökyüzüne, o görkemli mabede, yönetici çemberinin içine.!
Kanımın mezarlıklarını her an yeniden kazan / sonsuz kokulara dayanabilir miyim? ve biri kalabilir, aşkın yürekte bilinmeyen gezegenlerin dokusunda saklanan cesaretin birikimini saymak için.
Sen günün ilk saatlerinin kırılganlığında, şen bir yüzle doğmuştun, biliyorum.
Su, şimdi aydınlık ve hafiftir, yüzeyi çok karanlıkla solmuş olsa da.
Dünyamsın benim, zorbam, düzenim, Bundan gözlerim göğe çevrili, ellerim denizde. Hiç katılmadan sende yaşıyorum, dirimimsin benim, doğarken öldüğüm.
Bu deniz, bu gök... Bize çok, zor yine buluşmak!
Ödünç aldım kokunu kendi tenimde; sen kokuyor yüzeyi bedenimin, her gözeneği.
O; kent, kendi görümüne kör olan, hep işitti öz sesini, içinde yaşayanın.
Erol Güngör
Tuna Kiremitçi
İskender Pala
Azra Erhat
Canan Tan
Louis Ferdinand Celine
Osho
Gabriel Garcia Marquez
Melih Cevdet Anday
Atasoy Müftüoğlu