Savaş insanı canavarlaştırıyordu ve insanın insana ettiğini kimse kimseye etmiyordu.
Zannetti ki bütün yaşadıkları, bütün hatırladıkları sadece onun belleğinde var olmuş gölgelerdi. Sadece ona gösterilen bir oyundu bütün bunlar; sadece onun atacağı adım, onun ne düşüneceği, neye gayret neye niyet edeceği görülsün diye. Sadece o sınansın diye.
Şu dünya âlem dedikleri gölgelikte, gerçek gerçek içinde; gölge gölge üstüneydi. Her şeyin, gelip geçici bir gölge olduğuna iman etti.
Bu acı olmasa perdeler bu kadar kalkmaz, gölgelerin yakîni bu kadar aşikâr olmazdı. Acıyı yaratan Allah'a hamd etti.
Allah'ım. Hiçbir şeyim olmasa bile sana şu nefes için hamdolsun.
Benim bütün geçmişim sen bir nazar edersen aklanır, çünkü senin gözlerinde bir cennet bakışı var.
Senin yorgunluğunu benim yorgunluğum, senin gördüklerini ancak benim gördüklerim siler. Gerisin geri birlikte yürürsek eğer o yollar haritadan silinip gider. Bütün işaret taşlarını iptal edebilir, bütün güzergâhları ihlâl edebiliriz. Bütün o sesleri, tatları, kokuları yok edebiliriz. İnkar etme kalbin mucizesini, yeter ki el ver.
Hepsi kendi ölümlerini yaşadı. Kiminin sureti perdeyi titretti, kiminin gelip geçtiği belli bile değildi.
Hafız'ın kabri üzerinden bir güvercin kalktı. Kanadının esintisi. Geldi. Yüzüme çarptı.
Hangi hikâye başladığı yerde bitmemiş ki?
Attila İlhan
Jiddu Krishnamurti
Samuel Beckett
James Bowen
Vehbi Vakkasoğlu
Patti Smith
Cengiz Gündoğdu
Doğu Perinçek
O. Henry (William Sydney Porter)
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır