Acı hiçbir şeydir, acı bir kuruntudur yalnızca. Onu yaratan yalnızca sensin, yalnızca sen kendi kendine acı veriyorsun.
" Örnek arama!" diyordu bu ses bana sanki. " Örnekler aslında var olmayan şeylerdir, kendi yarattığın ve kendine gerçek diye yutturduğun şeylerdir. Örneklerin peşine düşmek yapmacıklıktır sadece. "
Her şey simgeydi çünkü , her şey gün gelip acılar içinde gözden kaybolur, değişik bir kılığa bürünüp yeni bir simge kimliğinde yeniden boy gösteriyordu.
İnatçılık da bir erdemdir. O ağızlardan düşürülmeyip el üstünde tutulan öbür erdemlerin tümü , insanların koyduğu yasalara itaaten oluşuyor...
" Yazgı ve huy , aynı kavramın değişik isimleridir."
Pek az kimse kendi yaşamını yaşar. Kendi yaşamınızı yaşamayı öğrenin! Kendi yazgınızı tanımayı öğrenin!
Kendin sapasağlammışsın da , ulusunun bir hastalığı ne yazık ki seni üzüyormuş gibi yapman, küçük çocukların gerçeklerden ve hekime gitmekten korkmalarına benzemiyor mu tıpkı?
Katlanmayı öğrenmek güçtür. Onu erkeklerden daha sık olarak ve daha güzel biçimde kadınlarda görürsünüz. Kadınlardan öğrenin katlanmayı! Yaşamın sesi konuştuğu zaman kulak verip dinlemesini öğrenin!
Onların " komünizm" diye nitelediği şeyin ne olduğunu bizler iyi biliriz , simyagerlerin sözde altın yaptıkları tozlu atölyelerden kalma , biraz komik duruma gelmiş eski , çok eski reçetedir bu. Onların konuştukları sözlere değil , yaptıkları işe bakın!
Dünya varsa , düzeltilsin diye değil! Sizler varsanız, düzeltilesiniz diye değil! Sizler kendiniz olasınız diye varsınız. Bir nağme, bir ses , bir gölge olarak dünyayı zenginleştiresiniz diye varsınız. Sen kendin ol, dünya o zaman zenginleşecek ve güzelleşecektir. Kendin olmaz da yalancı ve ödlek biri olursan , dünya yoksullaşır ve sen de ona düzeltilmesi gerekli gözüyle bakarsın.
Afşar Timuçin
Yavuz Bahadıroğlu
Romain Gary (Emile Ajar)
Sezai Karakoç
Samuel Beckett
Sir Arthur Conan Doyle
John Verdon
Ece Ayhan
Celal Şengör
Mustafa İslamoğlu