Ölüm döşeğinde yatan biri, ölümle burun buruna olmanın verdiği umursamazlık içinde şunları söylüyor: '' Bütün hayatım eğlenceye karşı koymakla geçti.''
Birlikte yaşayabileceğimiz başka şeyler vardır belki; yeryüzü bir sürü ''belki''lerle dolu ama ne yazık ki, ben bilmiyorum.
Korkunç şey şu yalan; insanı kemiren daha korkunç bir şey düşünemiyorum.
Ayrılmıyoruz ki; pusu kurmuş yerçekimi beni büsbütün dibe çekerse, o başka. Ama başaramayacak, çünkü sen varsın..
Evlenmenin nedeni yalnızlıktan kurtulmaksa, ne elde edilir? Yalnızlığı yalnızlıkla birleştirmekten bir yuva kurulamaz. Birinin yalnızlığı ötekinde yansır, karanlık gecelerde bile..Hele yalnızlığı silah gibi kullanmak daha da kötüdür.
Olacak şey değildi ama nasıl olsa yatağından çıkamayacağına inanmış olan birinin gördüğü güzel bir düş gibiydi bu yolculuk planları..
İnsan benim gibi evinden barkından ayrılıp çalışmak için bu kadar uzaklara gelirse, döneceği zaman cebinde birkaç kuruş olsun ister.
Hem, şatoda yaşamak pek bana göre değil, çünkü hep özgür kalayım isterim.
..ne köylüler arasına karışabileceğim, ne de sanırım şatodakilerin..
K. hala karın içinde dikiliyor, ayağını kaldırıp kardan çıkarmayı istemiyordu; nasıl olsa bir adım sonra yine kara gömülecekti.
Çetin Altan
Michael Palmer
Arif Nihat Asya
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Julian Barnes
Emile Zola
Michel Foucault
Pearl S. Buck
Katharine Burdekin
Sait Faik Abasıyanık