''Gökkube altındaki hiçkimse iki kere yaşamaz.''
Emma okyanusa bakarken her zaman hissettiği şeyi hissediyordu: Bir tür arzu ve dehşet karışımı bir şey.Aşırı hızlı araba kullanmaya,çok yükseklerden atlamaya,silahsız bir şekilde bir savaşın içine girmeye benzeyen bir istek gibi o soğuk yeşil sulara atlama arzusu. Arthur olsa buna Thanatos derdi.Ölmek için duyulan bir istek.
Bu gülümsemesiyle insan formunda güneş ışığını andırıyordu.
''Kedi yavrularının ne kadar acımasız olduğunu bilirsin,o minik pençeleri,korkunç tavırlarıyla.''
''Hatırlıyor.'' dedi Julian.''Seni hiç kimse unutamaz.''
Nereye giderse gitsin yanında sonsuz ihtimalleri götürüyormuş gibi geliyordu.
''Mağlup edemeyeceğin kadar güçlü biridir o.Arabayla üzerinden geç,dikenler ve bıçaklarla deşmeye çalış,yine de vazgeçmeyecektir.''
''İnsan sevildiği yere aittir.''
Her şeyi anlamaması onun suçu değil.Ya da bir şeylerin fazla gelmesi.Onun suçu değil.
''Sakladığın her şeyle bir bıçak kenarında yürüyorsun Julian.İnan bana.Hayatımın yarısı boyunca o bıçak sırtında yürüdüm ben de.İnsan alışıyor,öyle ki akan kanları unutuyorsun.''
Mehmet Ali Kılınç
Johann Wolfgang von Goethe
Rebecca Solnit
Naşide Gökbudak
George Orwell
Edip Cansever
Mahmut Esat Bozkurt
Tomris Uyar
Charlotte Bronte
Tom Robbins