"Birine kim olduğunu sorarsan, ona senin de kim olduğunu bilme hakkı verirsin..."
"Bütün aşk oyunlarının (işlerinin) nihai amacı, ?bunlar ister alçak topuklu ayakkabılar, ister yüksek topuklu sandaletler üzerinde oynansın? insan hayatındaki bütün öteki amaçlardan daha önemlidir; bu nedenle, herkesin onları sürdürürkenki büyük ciddiyeti, buna fazlasıyla değer..."
Verdiği sözü tutmuyor hayat, tutsa bile, özlediğimiz şeyin özlenilmeye değer olmaktan ne kadar uzakta bulunduğunu göstermek için yapıyor bunu. Kimi zaman umut, kimi zaman da umulan şey aldatıyor bizi. Bir eliyle verdiğini öteki eliyle alıyor. Uzaklığın büyüsü, cennetler gösteriyor bize. Ama büyülenir büyülenmez, bu cennetlerin uçup gittiğini görüyoruz. Demek ki, mutluluk ya gelecekte yada geçmişteİ şimdiki an, güneşli ovanın üzerinde dolaşan bir küçük buluta benziyor. önü arkası pırıl pırıl bu bulutun, ovaya yalnız onun gölgesi düşüyor...
Kendinde ölçü de düzen de bulunmayan şeyi, akılla yönetemezsin...
Sormuyorum, aldırmıyorum buna, Yüreğinde suçlu musun diye; Biliyorum, seni sevdiğimi Ne olursan ol...
Bunca gürültü patırtı niye..? Niye (bunca) itiş kakış, tepinme, korku,endişe ve dert..? Sonuçta amaç, sadece her bir Mecnun'un kendi Leylası'nı bulması değil midir..?
Ve insan büyük acılar içinde sustuğunda Verdi bir Tanrı bana, nasıl acı çektiğimi söyleme gücü...
"Herkes, kendisinin tersi olan özelliklere sahip insanı tercih eder. Ancak istenmeyen karakteristik özellikler ne kadar belirginse, bunun tersini isteme o ölçüde fazla olur..."
"Tutkulu gerçek aşk, birbirine tam olarak uygun düşen iki insanın karşılaşması kadar nadir rastlanır bir şeydir..."
Dolayısıyla nerede hayat varsa, kişilerin sürekli olarak onun için acı çekmesi ve mücadele etmesi kaçınılmazdır...
Woody Allen
Stieg Larsson
Lisa Gardner
Aziz Nesin
Turgut Uyar
Slavoj Zizek
Harlan Coben
Sadettin Ökten
Behiç Ak
Bengül Dedeoğlu