bu gece yalnızlık yok. seni bekleyen yağmur saksıları dolduruyor. krem kutularına boşaltıyorum yazdıklarımı. rüyalarımda, donmuş nehirlerin üstünden kahkahalar atarak kayıyorum. yalan konuşuyorum. kum saatlerini yakıyorum. biri penceresini açsa kurtulacaksın sanıyorum. ama olmuyor. bütün pencerelerimi açıyorum. ama olmuyor işte. meğer sen bütün davetleri reddetmişsin. meğer sen tüm çırpınışlarıma sırtını dönmüşsün. anladım, çok sevmişsin sokağa küfür gibi çaldığım kırmızıyı...
çok uzun yıllar sonra cezaevlerinin inşa edildiği yerler boş araziler olarak kalacak. belki büyük iş merkezleri, alışveriş alanları, çocuk bahçeleri yapılacak. belki birilerinin ayakları burkulacak yürürken, birden içlerinde bir sızı büyüyecek. rüzgarla ve yıllarla silinmeyen can çekişmelerinin, kan kokusunun izleriyle karşılaşılacak. göremediğimiz, duyamadığımız, anlamak istemediğimiz, bu yüzden hep suçlu kalacağımız acılar için küçük bir bedel ödeyeceğiz. biricik ve vazgeçilmez olanın, yani hayatın sırları bu vahşetin içinde son bulmasın diye, işte bu yüzden satırlar unutmamak ve unutulmamak için yazılmalı. ya da susmalı çok uzun bir yürüyüşe çıkılmış gibi. dargınlığımız birer birer kaybettiğimiz inançlarımızdan değil mi...
İki kişi beraber, yirmi kişiymiş gibi eğlenebilir. Yetenek!
Gözlerim gözlerin olmadan bir daha parlamayacak Kalbin olmadan odam ısınacak bir ev bulamayacak
Sokağın ölü kuşları pencereme kondu Ağır perdelerin arkasında şarkılar mırıldandım
Dışarıdayım aşkım, insanlar çok aç, çok yalnız Ne küstah bir hayat kurmuşuz Ne kadar büyükmüşüz yanılırken bile; Bu sokaklarda lanet de işe yaramıyor
Bırakın kaybettiğim şiir için yasıma devam edeyim olmaz mı?
sadece onun yanına gitmek istiyorum. sırtına uyumayan harfler yazmak.
bulamadım. Oyun oynamayı sevmeyen çocuklarla gökkuşağını arıyorum.
Kelimelerle sevişenler mahcup çocuklar doğururlar
Alain de Botton
Cecelia Ahern
Senai Demirci
Pınar Çekirge
Mustafa Armağan
Sadık Hidayet
Yevgeni İvanoviç Zamyatin
Dido Sotiriyu (Dido Sotiriu)
Simone de Beauvoir
Reşat Nuri Güntekin