Bizim toplum bir insanı önce kendine benzemediği için afaroz eder, sonra da korkar o yalnız insandan.
Yapmadım. İstesem yapabileceğimi anlayınca yapmadım.
Kuran'ın, Allah'ın kılavuzluğunda yürümediğimiz için bacaklarımız titriyor. Yeryüzü kafirlerin zulmü altında inliyor. Bir Müslüman devlet, zulmü durdurmak adına eline kılıç alamıyor..
?Türban takanlar okula gitmesinler, işte çalışmasınlar, yolda yürümesinler!? Peki gerici oldukları için üzüldüğünüz bu insanları neden modern hayatın dışına atıyorsunuz, daha da geriletiyorsunuz? Bunlar üniversitelere gitmeyince; kimden aşkı, meşki, cinselliği, pornoyu, sigarayı, modern yaşam tarzlarını, yabancı dilleri öğrenip çağdaşlaşacaklar, soruyorum hadi? Bırakın ki gitsinler, gitsinler de medeni olsunlar, topluma ayak uydursunlar! Ayrıca ?Gerici ? dediğiniz adamlar dünyadayken ahreti görebilecek kadar ilericiler! Kendisini ilericiler sananlar ise dünyaya toslamış duruyorlar! ... Okula gitmeyecekler, dışarı çıkmayacaklar, işte çalışmayacaklar, bunlar ne yiyip ne içecek? Öyleyse sosyal devlet olarak onlara maaş bağlayın. Evet, sakat maaşı mı olur, Çağdaş ?Yaşam Malülü? mü, bilmiyorum, maaş bağlayın evde oturup ihtiyaçlarını karşılasınlar ve sokağa çıkmayıp dinlerini yaşasınlar, bu bir iş olsun! Başını örtüp evde oturanlara meslek erbabı deriz, olur biter!
Varsın İsrail'le ilişkilerimiz bozulsun.Zaten Kuran'a göre onlarla dost olmamız, ilişkiye girmemiz; diplomatik ve ticari bir zinadır.
Sokakta Nike şapka takıp, Shakira dinleyen, yabancı sigara içen bir çok gencin kendisi ve ailesi Müslüman. Şimdi bu çocuklara medrese ağzıyla yaklaşınca bizden bir şey anlamıyorlar. Onları yargılamak yerine seviyelerine inmemiz gerekiyor. Çağın dili ve işleyişini geri plana atarak o seviyeye inemezsiniz.
Bu toplum, Allah'ın ''olmazsa olmaz'' dediği bir ibadeti yerine getirmeyip O'na binlerce bahane, yalan, savunma mekanizması üretti. Çünkü, 'Tele Vole'lerden inmeyen din adamlarımız onların kirli vicdanlarını temizlemek, rahatlatmak için uğraştılar. Eli sopalı, ağzı tükürüklü, kara sakallı bir hoca kalmadı ki çıkıp onlara şöyle desin: ''gırtlağınıza bir bulgur tanesi takılsa geberirsiniz, Dünya ya da Ay veya milyarlarca gök mahlukundan bir tanesi yörüngesinden yarım santim sapsa ölürsünüz bu ne cür'et ? Namaz kılmamak ne demek, bu ne terbiyesizlik, ahlaksızlık, vefasızlık...'' ama yok böyle hocalar.
Ne zaman İsrail, Filistin'e bomba yağdırsa biz Müslümanlar ''cihad'' ayetlerini saklayıp, bol bol sabır ayetlerine sarılarak kermesler kurup içli köfte, gözleme satarak, Filistin için günah çıkartıyoruz. Gözlemeler yenilirken duvarlarda asılı resimlerde ölen çocukların kanlı suratını izleyerek ''oradan iki de ayran ver hele!'' demeyi ihmal etmiyoruz.
İnsanlarımızın aksattığı ibadetlerine baktığımızda bütün bahanelerini rızık probleminden kaynaklandığını görüyoruz. Göktekini bırakıp yerdekilere tutundukça da sorun çözülmeyecek. Rızık için korkup titrediğimiz zaman Allah'a olan imanımızı sorgulamak gerekiyor.
Kapitalizm, bir lokma uğruna bütün vaktimize el koyuyor. İnsanlar da kalan vakitlerini televizyon, eğlence gibi şeylerle geçirerek istirahat etmeyi unutuyorlar. Dünyada ki tüm insanların sinirini, stresini, zalimliğini uykusuzluklarına bağlıyorum.
Bertolt Brecht
Rainer Maria Rilke
William Shakespeare
Erol Güngör
Senai Demirci
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Nihat Behram
Soren Kierkegaard
Cemalnur Sargut (Cemâlnur Sargut)
Cengiz Gündoğdu